76. Ayet
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ve onu ve ailesini, pek büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
76,77. Biz onu, onun ailesini en büyük bir sıkıntıdan kurtardık, sürekli de kıldık onun neslini
Zira onu ve (iman birliği yaptığı) ailesini büyük bir badireden kurtardık.
75,76. Nûh bizden istimdâd itdi. İmdâdına yetişdik. Felâket-i ’azîmeden kendisini ve ’âilesini kurtardık.
Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık.
Onu ve ailesini o büyük felaketten kurtarmıştık.
Hem onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Biz, onu (nla birlikte mü’minleri) ve (kendisine inanan) ailesini, o büyük felaketten (tufandan, sağ sâlim) kurtarmıştık.
Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Onu ve ehlini¹ büyük sıkıntıdan kurtardık.
daħı ķurtarduķ anı daħı ķavumını ġarķdan ķayġudan ulu.
Biz hem onu, hem ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Çünki (biz) onu ve ehlini o büyük felâketten kurtardık.
75 , 76. Ve kuşkusuz, Nuh bize (bir zaman yalvarıp) seslenmişti. Biz de ne güzel icabet etmiştik. Biz, hem onu, hem ehlini (kendisine inananları) o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Nuh’u ve ona inananları büyük bir beladan kurtarmıştık.
Biz hem onu hem de onunkileri büyük bir yıkımdan kurtamıştık.
Onu ve ailesini büyük bir tasadan kurtardık.
Biz, onu ve ailesini büyük sıkıntıdan/tufandan kurtardık.¹⁹
Onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Biz O'nu da, aile ve dostlarını da o korkunç felaketten kurtarmıştık.
Nitekim kendisini ve ailesini o büyük felâketten kurtardık.
Onunla birlikte mü’minleri ve kendisine inanan ailesini Nûh tufanı diye bilinen ve bütün kâfirleri yutup yok eden o büyük felâketten kurtardık.
Onu ve ailesini Çok Büyük Felaket’ten / Âfet’ten kurtardık.
Nûh’u ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Nuh’u ve ailesini büyük sıkıntılardan kurtarmıştık!
Kendisini ve ailesini (destekçilerini) büyük felaketten [*] kurtarmıştık.
Onu ve ailesini, o büyük felâketten kurtardık.
çünkü o’nu ve ailesini o korkunç felaketten ²⁹ kurtardık,
Onu ailesini ve ona uyanları da, o büyük felaketten kurtarmıştık. 11/21...28
Biz onu ve ailesini, mü'minleri büyük sıkıntıdan, büyük felaketten kurtardık.
Zira onu ve (inanç) ailesini[⁴⁰¹⁴] büyük bir badireden kurtarmıştık;
Ve O'nu ve ehlini o pek büyük gamdan kurtardık.
Onu ve ailesini, o büyük felaketten kurtardık.
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Daḫı ḳurtarduḳ anı, ehlini daḫı ulu muṣībetden.
Onu, ailesini ve yanındaki müminleri o müthiş felaketten kurtardık.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
Onı ve ehlini büyük belâdan kurtardık.
Onu ve ailesini o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ailesini o büyük felâketten kurtardık.
Ve kurtarmıştık onu da ailesini de o büyük sıkıntıdan.
Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.
Biz, hem onu, hem ehlini (kendisine iman edenleri) o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Kendisini ve ehlini o büyük felâketten kurtardık.