18. Ayet
اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ
18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ
18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
Şüphe.yok ki biz, dağları ram etmiştik ona, akşam ve kuşluk çağlarında, onunla beraber Rabbi tenzih ederlerdi.
Biz dağları itaat ettirdik ona; birleşerek akşam sabah tespih ederlerdi
Biz dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık. Her sabah ve her akşam, onunla birlikte dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirir (işlevlerini yerine getirirler)di.
18,19. Akşam sabah ânınla birlikde bizi zikr itmeleri içün dağları ve kuşları teshîr itdik, kuşlar ânın etrâfına toplanıyorlar ve ânınla tesbîh çekiyorlar idi.
18, 19. Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.
Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.
Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı
Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşamsabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.
Biz, onunla birlikte (tesbih etmeleri için) dağları ona boyun eğdirmiştik de akşam sabah onunla birlikte (bizi yücelterek) tesbih ederlerdi.
Doğrusu Biz dağlara (ve madenlere Davud için) boyun eğdirdik, (ki bunlar) akşam ve sabah kendisiyle birlikte tesbih ediyor (Allah’ı anıyor)lardı. (Demircilik ve maden işlemeciliği konusunda ona yardımcı olunmaktaydı.)
Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna¹ onunla birlikte tesbih² ederlerdi.
bayıķ biz musaḥḥar eyledük ŧaġları anuñ-ile tesbįḥ eylerler gice daħı güneş rūşan olduġı vaķtın.
Gerçek biz dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki bunlar akşamlayın ve kuşluk vakti onunla birlikde durmayıb tesbîh ederlerdi.
Gerçekten biz, dağları (ona) boyun eğdirdik, akşam sabah onunla berâber tesbîh ederlerdi.
Biz (çevresinde bulunan) dağları (ona) musahhar kılmıştık (dağları ve dolayısıyla dağlarda bulunan bütün madenleri onun istifadesine sunmuştuk). Onlar (o dağlar kevni kanunlarımıza boyun eğmek suretiyle) akşam sabah (gece gündüz kendi varlık yapıları ve yaratılış amaçları ile kudretimizi ve yüceliğimizi yansıtmakta, böylece,) onunla beraber (lisân-ı halleriyle sürekli bizi) tesbih (tenzih) ederlerdi. *
Akşam sabah Rablerini Dâvud ile beraber tesbih eden dağları Dâvud’un emrine verdik.
İşte Biz dağlara Davut için boyun eğdirdik, bu dağlar akşam güneşi batarken, doğarken Allah’ı onunla birlikte ulularlardı.
Biz dağları ona müsahhar kıldık, dağlar onunla beraber güneşin battığı ve doğduğu zamanlarda [²] tespih ederlerdi.
Muhakkak ki Biz dağları onun hizmetine vermiştik. Akşam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.⁶
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
Ve bunun için her sabah ve akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken, dağlar da O'na eşlik ederlerdi.
18-19. Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.
Davud, ruhları okşayan o tatlı sesiyle Zebur’dan ayetler okurken, bu içli nağmelerle perde perde yankılanıp çınlayan dağları taşları ona eşlik ettirmiştik; hepsi birlikte, sabah akşam Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini terennüm ederlerdi.
Biz, müsahhar kıldık / kullanıma sunduk Dağlar’ı! Onunla birlikte Gündoğumları’yla ve Akşamleyin tesbih ediyorlar.
Hizmetine sunduğumuz dağlarda, sabahtan akşama kadar onun nağmeleri yankılanırdı.
Biz bütün dağlara yasa koymuştuk! Davut yasalarımıza uygun bir şekilde sabahtan akşama kadar dağlarda yaşar. Doğal yasalara göre hareket ederdi. Davut ile doğal yasalar arasında bir uyumsuzluk göremezdin! Davut doğal yasalara aykırı hareket ederek doğayı yok etmezdi. Suyun akışına, rüzgârın yönüne, bitkilerin doğasına göre hareket ederdi. Hiçbirini tersine döndürmeye çalışmazdı. Doğanın yaşamıyla Davud’un yaşamı birbirine uyumlu doğal bir müzik gibiydi.
Biz dağları (onun) hizmetine vermiştik. Akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte [tesbih] ederler (yüceltirlerdi). [*]
18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti¹ onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.
[ve bunun için,] her sabah ve her akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken dağları o’na eşlik ettirirdik, ²⁰
Emrimize boyun eğdirdiğimiz dağlar Davut ile beraber sabah ve akşam bizim yüceliğimizi dile getirirlerdi. 16/48, 17/44
Biz, güneş batarken ve güneş doğarken onunla birlikte tesbih eden, namaz kılan, ibadet eden dağları da, kurduğumuz düzene boyun eğdirdik.
İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize âmâde kıldığımız[⁴⁰⁵⁵] dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;[⁴⁰⁵⁶]
Muhakkak ki, dağları musahhar kıldık, O'nunla beraber akşamleyin ve kuşluk vakti tesbih ederlerdi.
Biz gerçekten dağları onun emrine vermiştik, akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi.
Biz dağları onunla beraber boyun eğdirmiştik; akşam, sabah (Allah’ı) tesbih ediyorlardı.
Biz, dağları ona boyun eğdirmiştik. Akşam sabah onunla tesbih ederlerdi.
Taḥḳīḳ ṭaġları musaḫḫar itdük aña. Özi‐y‐le tesbīḥ iderlerdi gicelerde veṣabāḥlarda.
18, 19. Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi. [34, 10]
Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.
Biz, ona dağları teshîr iyledik ki onunla sabâh akşam tesbîh iderlerdi.
Akşamleyin ve kuşluk[*] vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.
Biz dağları onun buyruğuna verdik; akşam ve sabah onunla tesbih ederlerdi.
Dağları Biz onun emrine verdik ki, akşam sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.
Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam-sabah birlikte tespih ederlerdi.
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
Gerçekten biz, dağları onun emrine bağlı kıldık da, akşamleyin ve kuşluk vakti onunla beraber tesbih ederlerdi.
Biz dağları ona musahahar kıldık. Sabah-akşam onunla beraber Allah’ı tesbih ediyorlardı.
Doğrusu biz, dağları Dâvûd'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.[479]