19. Ayet
وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ
18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَهُٓ اَوَّابٌ
18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi.
Ve kuşlar da toplanmıştı, hepsi de ona itaat ederdi.
Kuşlar da toplanırlardı, hepsi ona uyardı !
Kuşlar da toplu olarak onunla beraberdi. Bunların hepsi de daima O'na yönelmişlerdi (Allah'ın istediği şekilde görevlerini yapıyorlardı)!
18,19. Akşam sabah ânınla birlikde bizi zikr itmeleri içün dağları ve kuşları teshîr itdik, kuşlar ânın etrâfına toplanıyorlar ve ânınla tesbîh çekiyorlar idi.
18, 19. Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.
Kuşlar da toplanmıştı; hepsi onun buyruğunu izlerdi.
Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
Toplu hâlde kuşları da onun emrine vermiştik. Hepsi (zikir ve tesbih için) ona (Dâvûd’a) katılırdı.
Ve toplanıp gelen kuşları da (zikir yoldaşı yapmıştık). Ki, hepsi onunla (beraber Allah’ı tesbih etmek üzere uyum içinde Hakka) yöneliyor (huzura dalıyor)lardı.
Kuşların tamamı toplu halde ona yönelmişlerdi.
daħı ķuşları ya'nį musaḥḥar eyledük dirilmiş iken. dükeli aña gey dönicidür.
(Her yandan ona doğru) toplanıb gelen kuşları da (kendisine râm etdik). (Gerek o dağlardan, gerek bu kuşlardan) herbiri (itaatle ona) dönücü idi.
Kuşları da toplanmış olarak (ona itâat ettirdik)! Hepsi onun (zikrine katılmak) için dönüp gelici idiler.(1)
Ve (kendi yanında beslediği) kuşları da toplu olarak (ona) musahhar kılmıştık (ona kuş mantığını, ses, hareket ve davranışlarından anlam çıkarma bilgisini de öğretmekle onlardan istifade etmeyi öğretmiştik). Hepsi (kendi yanında besleyip, kendine alıştırdığı kuşlar) ona (Davud’a) evvab (onun verdiği komut ve işaretlerine uyuyor) idiler. *
Ve bir araya toplanmış kuşlar, hepsi de Rablerine isteyerek yönelirlerdi.
Toplanıp gelen kuşlara da onun için boyun eğdirdik. Hepsi de onun yanında toplanırlar, ona uyarlardı.
Kuşları da müsahhar kıldık. Onlar da yanında toplanırlardı, hepsi ona tâbi olurdu [³].
Sürüler hâlindeki kuşlar da.⁷ Hepsi de Allah’a yönelmişti.
Toplanmış kuşları da (Davud'a ram kıldık). Hepsi de (Allah'ı tesbihte) ona (Davud'a) dönüp yönelirlerdi (ona uyarak tesbih ederlerdi).
Her taraftan toplanıp gelen kuşları da, O'na boyun eğdirmiştik. Hepsi O'nun nağmesine katılır, beraberce Allah'ı tesbih ederlerdi.
18-19. Dağları onun emrine verdik. Sabah akşam yaratıcılarını tesbih ederlerdi. Toplu halde kuşları da (emrine verdik). Hepsi de Allah’a yönelmişlerdi.
Ve seher vakitlerinde Allah’ı anarken, Davud’un etrafında öbek öbek toplanan kuşları da, âhenkli cıvıltılarıyla ona eşlik ettirmiştik. Davud ve ona eşlik eden varlıkların hepsi, duâ ve yakarışlarla hep O’na yönelirlerdi.
Kümelenmiş olarak Kuşlar’ı da! Hepsi onun için yönelmişlerdir.
Hatta kuşlar, başına toplanıp onun derdine eşlik ederdi.
Davud’un yaşamına kuşlar da katılırdı. Hepsinin barış, huzur, esenlik içinde yaşamları vardı. Biz böylece Davut’a doğada yarattığımız varlıklarla bütünleşerek yaşamayı öğrettik! O herhangi bir sıkıntısında kendini onların arasında bulur, onlarla birlikte bütün sıkıntılarından arınırdı. Hepsi yasamıza boyun eğerek bir ahenge girmişti. İnsanlar arasındaki yapay sorunlar doğada geride kalırdı. Hepsi Rabbinin huzurunda kendi yasasıyla birlikte bir bütünlük içindeydi. Sen de insanlardan bunaldığında Davut gibi yap! Onu örnek al! İnsanlardan bir müddet uzaklaşarak doğayla kendini bütünleştir! O zaman bütün sorunlardan kurtularak, sakinleşerek, doğal dengeye kavuşarak görevine dönersin!
Toplanıp gelen kuşları da (emrine vermiştik). Hepsi de O’na (Allah’a) çok yönelicilerdi. [*]
18,19. Doğrusu biz dağları ve toplanıp gelen kuşları, akşam ve kuşluk vakti¹ onun ile birlikte (Allah’ı) tesbih etsinler diye o (Dâvût)’a boyun eğdirdik. Hepsi birlikte (Allah’ı) bolca tesbih ederlerdi.
ve [aynı şekilde] bölük bölük kuşları da: ²¹ bunlar [hep birlikte] O’na, [kendilerini yaratmış olana,] tekrar tekrar yönelirlerdi.
Kuşlar da topluca bu tespihe eşlik ederlerdi. Zira hepsi de Allah’a yönelmişlerdi. 16/48, 17/44
Toplu halde kuşları da onun emrine verdik. Hepsi de Dâvûd'a uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
katar katar dizilmiş kuşlar da:[⁴⁰⁵⁷] bunların hepsi her daim O’na yönelmişlerdi![⁴⁰⁵⁸]
Kuşları da toplanmış olar'ak (O'na tâbi kıldık). hepsi de O'na rücu ediciler idi.
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik, her biri ona yönelirdi. (Onunla beraber tesbih ederlerdi)
Ve toplanıp gelen kuşların hepsi (ona) yönelirdi.
Bütün kuşları da... Hepsi de ona hizmet ediyorlardı.
Ḳuşlar daḫı dirilürdi barçası, özi ḫiẕmete dururlardı.
18, 19. Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi. [34, 10]
Toplanıp gelen kuşları da (ona ram etmiştik). Hepsi onun nağmesine katılır (beraber tesbih ederler)di.
Ve kuşları müsahhar iyledik ki cümlesi etrâfında toplanır ve berâber zikr iylerlerdi.
Kuşlar da (hizmetindeydi, onunla[*]) toplu halde ibadet ederlerdi. Hepsi ona pek saygılıydı.
Toplanıp gelen kuşları da. Hepsi ona dönerlerdi. [3]
Kuşları da toplu halde onun emrine vermiştik; hepsi birden ona yönelirdi.
Kuşlar da toplu halde onunla beraberdi. Hepsi, onun tespih nağmelerine katılırdı.
Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
Kuşları da toplu olarak onun emrine bağlı kıldık. (Dağlardan ve kuşlardan) her biri onun tesbihi sebebiyle devamlı tesbih ediyordu.
Kuşları da toplu olarak ona musahhar kıldık. Her şey ona dönüp onu dinliyordu.
Kuşları da onun emrine topladık. Hepsi Allah'a yönelmektedirler.