Necm Suresi 10. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

10. Ayet

فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse.

Besim Atalay (1965)

İmdi Allah vahiy eyledi kuluna, vahiy ettiği nesneyi

Cemal Külünkoğlu

Böylece (Cebrail) vahyedeceğini (Allah'ın) kuluna vahyetti.

Cemil Said (1924)

Allâh’ın ’abdine vahy idilecek şeyi vahy iyledi.

Diyanet Vakfı

10, 11. Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

Edip Yüksel

Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahyetti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Verdi kuluna verdiği vahyi

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.

Emrah Demiryent

(Allah,) kuluna (Resûlü Muhammed’e) vahyedeceğini, böylece (Cebrâîl vasıtası ile) vahyetti.

Abdullah-Ahmet Akgül

Böylece O (Allah) kuluna vahyettiğini (Kur’an ayetlerini) vahyetmiş (O da size aynen aktarmıştı.)

Erhan Aktaş

Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.

Eski Anadolu Türkçesi

pes vaḥy eyledi ķulına yaña cebreyil muḥammed'e mi'rac gicesi, anı kim vaḥy eyledi.

Hasan Basri Çantay

(Allahın) kuluna vahy etdiği neyse onu vahyetdi.

Hayrat Neşriyat

İşte (Allah) kuluna vahyettiğini, vahyetti.

İhsan Aktaş

8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *

İlyas Yorulmaz

Sonra kuluna Allah’dan gelen vahy edilmesi gerekenleri (vahiy meleği) vahy etti.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Derken Allah’ın kendi gönlüne bildirdiklerini, kulunun gönlüne bildirdi.

İsmail Hakkı İzmirli

Allah/ın vahiy ettiğini kuluna vahiy etti [⁸].

İsmail Yakıt

Böylece (Allah) kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Kadri Çelik

Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Abdullah Parlıyan

Böylece Allah, kuluna vahyedilmesini uygun gördüğü şeyleri vahyetmiş oldu.

Kuran Yolu

Böylece Allah, kuluna vahyini iletti.

Mahmut Kısa

Böylece Cebrail, Allah’ın kuluna bildirmesini istediği şeyleri bildirmişti. Bu o kadar açık bir gerçekti ki:

Mahmut Özdemir

Vahyettiğini kuluna vahyetti.

Mehmet Çakır

Sonra resule verdi, vereceği bilgileri.

Mehmet Çoban

Elçimize neyi vahyettiysek, o da kulumuza onu vahyetti. Arkadaşınız dikkatle dinledi. Vahyedilenlerin hepsi hafızasına yazıldı.

Mehmet Okuyan

(Böylece Cebrail, Allah’ın) kendisine vahyettiğini kuluna (Peygamber’e) vahyetmişti.

Mehmet Türk

10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.

Muhammed Esed

Böylece [Allah], vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi ⁶ kuluna vahyetmiş oldu.

Mustafa Çavdar

İşte o anda kuluna vahyettiğini böylece iletmiş oldu. 72/28

Ahmet Tekin

Allahın kendisine tevdî ettiği vahiy emanetini, Allah'ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah'a bağlanan, saygılı kulu Muhammed'e vahiy yoluyla iletti.

Mustafa İslamoğlu

İşte (Cebrail, Allah’ın) kulu (Muhammed’e) vahyettiği şeyi, böylece iletmiş oldu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hemen (Allah Teâlâ'nın) kuluna vahyettiğini vahyetti.

Orhan Kuntman

(Allah'ın) Kuluna (Muhammed’e) vahyettiği neyse onu vahyetti!

Osman Fırat

Kuluna, (Cebrail) vahyettiğini vahyetti.

Şaban Piriş

O anda (Allah'ın) kuluna vahyettiğini iletti.

Satıraltı Meal (1534)

Pes vaḥy itdi Allāh ḳulına vaḥy idecegini.

Suat Yıldırım

O da kuluna vahyetmek istediği her şeyi vahyetti.

Süleyman Ateş

Kuluna, vahyettiğini vahyetti.

Süleyman Tevfik (1927)

O, Allâh'ın kulı Muhammed'e Allâh'ın vahyini bildirdi.

Süleymaniye Vakfı

Allah’ın kendine vahyettiğini, Allah’ın kuluna (Muhammed’e) vahyetti.

Ahmet Varol

Derken (Allah'ın) kuluna vahyettiğini vahyetti.

Ümit Şimşek

Vahyedilecek şeyi Allah'ın kuluna vahyetti.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

Ali Bulaç

Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

Ali Fikri Yavuz

(Cebrâil) vahy etti Allah'ın kuluna vahy ettiğini!...

Bahaeddin Sağlam

Kulu (Muhammed’e) vahyettiğini vahyetti.

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]