11. Ayet
مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Gördüğünü gönlü yalanlamadı
(Peygamberin gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı.
Muhammed’in kalbi, gördiği hakkında yalan söylemez.
10, 11. Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi
Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
(Peygamber’in gözlerinin) gördüğünü, kalbi yalanlamadı. (Resûlümüz Muhammed’in, Cebrâîl’i aslî sûretiyle görmesi hakikatti, bir hayalden ibaret değildi.)
Onun (Resulüllah’ın) bu gördüğünü gönlü yalanlamamış (vicdanı da doğrulamıştı. Bütün bu yaşananlar şeytani kuruntular ve hayali kurgular olamazdı).
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
yalan dutmadı göñli ol nesenede gördi.
Onun gördüğünü kalb (i) yalana çıkarmadı.
(Gözleriyle) gördüğünü, kalb(i) yalanlamadı.
Onun (vahiy alan kulun kendi gözleriyle) gördüğünü (akıl yürütme ve karar alma merkezi olan) fuad (beynin ön lobu) yalanlamadı (yanılmadı, gerçeği gördü). *
(Allah’ın elçisi) Gözüyle gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Gözleriyle gördüklerini gönlü de doğruladı.
Peygamberin gördüğünü kalbi yalan çıkarmadı [⁹].
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Kulunun kalbi, gördüğünü yalanlamadı.
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Muhammed’in gözünün gördüğü hiçbir şeyi, kalbi yalanlamadı. Açık ve net olarak gördüğü bu görkemli varlığın, Allah’tan vahiy getiren Cebrail olduğu konusunda en ufak bir şüpheye kapılmadı.
Gördüğünü Gönül yalanlamadı.
Kalbine yüklenen bilgi, gördüklerini doğruladı.
Arkadaşınız olayın gerçeğini olduğu gibi yaşadı. Gördüğünü aklı, mantığı, muhakemesi, kalbi yalanlamadı.
(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.
10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.
[Kulunun] kalbi gördüğünü yalanlamadı: ⁷
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı. 81/19...28
Muhammed'in aklı, kalbi, çıplak gözle gördüklerinin aksini düşünmedi, söylemedi.
Gördüğünü gönül yalanlamadı:[⁴⁷⁷⁶]
Gördüğü şeyi kalbi tekzîp etmedi.
(Muhammed'in) Gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Onun için Cebrail’i hangi surette olursa olsun, her geldiğinde tanıdı.)
Gönül ne gördüyse onu yalanlamadı.
Gördüğünü gönül yalanlamadı.
Yürek yalanlamadı gözi gördügi nesneyi.
Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı.
Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
Muhammed göziyle gördiğini kalbiyle tekzîb itmedi.
(Muhammed’in) Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Kalp yalanlamadı gördüğünü.
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
(Hz. Peygamber, mi'raçta gözü ile) gördüğünü, kalbi tekzib etmedi.
Kalp (Muhammed’in kalbi,) gördüğünde tanımamazlık etmedi (hemen tanıdı.)
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.