13. Ayet
وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ
Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ
Andolsun ki, o, Cebrail’i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.
Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü.
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
Andolsun ki, onu (Cebrail'i), bir başka inişte daha görmüştü.
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
13, 14. Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü.
Onu bir kez daha görmüştü.
Kasem olsun ki o onu bir deha da inişinde gördü
Andolsun onu bir kez daha görmüştü.
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
(Oysa) Andolsun (ki Resulüllah), Onu bir diğer inişte (ve manevi tecelli ikliminde yine) görmüş (ve tanımıştı).
Ant olsun ki, onu başka bir inişinde de gördü.
13-14. daħı bayıķ gördi anı ya'nį daħı bir gez gökden inerken cebreyil’i tamām sūret ile gördi? sidreti’l müntehā ķatında.
13,14. Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehânın yanında gördü o,
13,14. And olsun ki, onu (Cebrâîl'i aslî sûretinde) diğer bir inişte de (mi'râc gecesi), Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında (iken) gördü.
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
Hâlbuki o (Muhammed), daha önceki bir inişinde de, o vahiy meleğini görmüştü.
Ant olsun ki Cebrail’i bir kez daha görmüştü.
* Peygamber O/nu [¹⁰] bir kere daha
Andolsun o, onu bir kere daha inerken görmüştü.
Şüphesiz onu (Cebrail'i) bir de diğer inişte görmüştü.
O'nu bir kere daha görmüştü;
13-14. Andolsun ki onu (meleği) iniş esnasında en sondaki sidretü’l-müntehânın yanında bir daha gördü.
Andolsun Muhammed onu, bundan önce bir kez daha gökteninerken görmüştü.
And olsun onu diğer bir iniş halinde de gördü;
Resul, bu meleğin inişini bir daha görmüştü:
Arkadaşınız onu daha önce başka bir yerde de görmüştü.
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
Ve onu bir kez daha gördü, ⁹
Andolsun ki onu başka bir inişinde daha görmüştü. 2/97, 26/192...197
Andolsun, onu yüce huzurdan bir diğer inişi sırasında da görmüştü.
Doğrusu onu bir başka iniş sırasında yine görmüştü;[⁴⁷⁷⁷]
Andolsun ki, O'nu (Cibril'i) diğer bir inişinde de gördü.
13,14. Andolsun ki. (Muhammed s.a.s.) onu -Miraçtan- inerken (cennetin bitiş noktası olan) Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında bir kez daha gördü.
Ve onu bir başka inişinde de görmüştü;
Hakikaten onu diğer bir inişte de gördü.
Taḥḳīḳ gördi anı bir kez daḫı
13, 14. Onun bir başka inişini Sidretu'l-Müntehanın yanında görmüştü.
Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
Muhammed Cebrail’i bir kez daha böyle gördü.
Andolsun ki, o onu bir başka kez daha inişte gördü. [2]
And olsun ki onu başka bir inişinde de gördü:
Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.
Andolsun, onu bir diğer inişte de görmüştü.
Yemin olsun ki, o (Cebrâil'i hakîki suretinde) bir daha da (mi'raçtan) inerken gördü:
Andolsun! O, başka bir inişte (tecellide) de O’nu gördü.
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.