14. Ayet
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى
Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى
Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.
En son sidrenin yanında.
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
“Sidret'ül-Münteha” nın (en uzak noktadaki sidre ağacının) yanında.
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
13, 14. Andolsun onu, Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında önceden bir defa daha görmüştü.
En son noktada.
Sidrei müntehanın yanında
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
13-14. Kasem olsun ki, (resûlümüz Muhammed), başka bir inişinde (Mi‘râc gecesinde), onu (Cebrâîl’i aslî sûretinde) Sidretu’l-Muntehâ’nın yanında da görmüştü.
(O zaman) Sidretü’l-Münteha’nın katında (bütün Meleklerin ve Nebilerin son ulaşım sınırında)ydı.
Sidretu'l Münteha'nın¹ yanında.
13-14. daħı bayıķ gördi anı ya'nį daħı bir gez gökden inerken cebreyil’i tamām sūret ile gördi? sidreti’l müntehā ķatında.
13,14. Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehânın yanında gördü o,
13,14. And olsun ki, onu (Cebrâîl'i aslî sûretinde) diğer bir inişte de (mi'râc gecesi), Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında (iken) gördü.
13, 14. Ve muhakkak, (kulumuz Muhammed) onu (vahiy meleğini asli suretinde) başka bir inişte de Sidretü’l-Müntehâ’nın (en son noktadaki sidre ağacının) yanında görmüştü.*
Nihayetteki ağacın yanında olan,
Aşılmaz Sınır’ın yanıbaşında.
Sidre-i münteha [¹¹] yanında görmüştü.
En son sınır ağacının yanında [sidretu’l-muntehâ],⁵
Sidretü'l Münteha'nın yanında.
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında
13-14. Andolsun ki onu (meleği) iniş esnasında en sondaki sidretü’l-müntehânın yanında bir daha gördü.
Maddî varlığın sona erdiği ve bambaşka bir âlemin kapılarının açıldığı sınır noktasında, yani Sidre-i Müntehâ’da.
Sidret-ül Müntehâ’nın yanında;
14,15. Tam sınırdaki Sedir ağacı yanında // yani tam köşkler cennetinin bulunduğu noktada.
Uzakta ki yüksek bir yerdeki ağacın yanında,
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
en uzak noktadaki sidre ağacının yanında, ¹⁰
En uçtaki sedir ağacının yanında. 17/1, 34/16, 56/28.
Sidre-i Müntehâ'nın, büyüklüğü, güzelliği, kokusu ölçüsüz Sidre ağacının bulunduğu, akıl ölçülerinin, çirkinliğin bittiği, nihaî sınırın yanında görmüştü.
en sonuncu sidre ağacının yanında,[⁴⁷⁷⁸]
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
13,14. Andolsun ki. (Muhammed s.a.s.) onu -Miraçtan- inerken (cennetin bitiş noktası olan) Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında bir kez daha gördü.
Sidretü’lMüntehâ’nın yanında.
Sidre-i Münteha'nın yanında
sidrü’l‐müntehā ḳatında.
13, 14. Onun bir başka inişini Sidretu'l-Müntehanın yanında görmüştü.
Sidretü'l-Münteha(uzak ağaç)ın yanında,
13,14. Muhammed onı (Cibrîl'i) ikinci def'a olarak Sidretü'l Müntehâ'da gördi.
(Bu defa) Sidret’ül-müntehâ’nın[*] yanındaydı.
Sidretu'l-Munteha'nın yanında.
Sidre-i Müntehâ'nın yanında.
Son sınır ağacı, Sidret-ül Münteha yanında.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Sidretü'l-Münteha'nın (yedinci göğün) yanında...
Sidretül- Münteha yanında.
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.