15. Ayet
عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ
Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ
Me’vâ cenneti onun (Sidre’nin) yanındadır.
Mev'a cenneti de yanındaydı.
13,14,15. En son, sedir ağacının yanında, Onu başka bir kez daha görmüştü, barınak cenneti yanında idi
Me'va Cenneti (Sığınılacak bahçe) onun (Sidre'nin) yanındadır.
13,16. Diğer bir nüzûlünde Sidretü’l Müntehâ yanında [1] cennet-i me’vânın bulundığı mahalde gördi. O ağaç gölge altında kalmışdı.
Cennetü'l-Me'vâ da onun yanındadır.
Ki yanında barınılacak cennet vardır.
Ki Cennetül'me'vâ onun yanında
Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.
Cennetu’l-Me’vâ onun (Sidretu’l-Muntehâ’nın) yanındadır.
Ki Cennetü’l-Me’vâ da onun yanındadır. (Cennetü’l-Me’vâ; muttakilerin, mücahitlerin ve şehitlerin son durağıdır.)
Onun yanında me'va cenneti¹ vardır.
anuñ ķatındadur me'vā uçmaġı.
ki Cennet-ül me'vâ onun yanındadır.
Ki Cennetü'l-Me'vâ onun yanındadır.
Me’va cenneti (barınma, konaklama ve dinlenme bahçesi) onun (o sidre ağacının) yanındadır. *
Gölgesine sığınılan (me’va) bahçesinde ki,
İnananların barınağı olan Cennet de onun yanıbaşındadır.
Sakınanların barındıkları uçmak O/nun yanındadır.
Onun yanında me’vâ bahçesi [cennetu’l-mevâ’] vardır.
Ki Cennet'ül Me'va da (müminlerin gireceği cennet) onun yanındadır.
ki, Cennetü'lMe'va O'nun yanındadır.
Ki onun yanında huzur içinde kalınacak cennet vardır.
Şehitlerin, Hesap Gününe kadar kaldığı barınma Cenneti Me’va’nın yakınındaki sınır noktasında.
Onun yanında da cennet-ül Me’vâ / Barınak cenneti vardır.
14,15. Tam sınırdaki Sedir ağacı yanında // yani tam köşkler cennetinin bulunduğu noktada.
Orada oturulacak bir bahçe vardı.
13,14,15. Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, [cennetü’l-me’vâ] (durmaya değer bahçe)nin yanındaki [sidretü’l-müntehâ] (uzaktaki sedir ağacı)’nın yanında bir kez daha görmüştü.
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın¹ bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında ²bir defa daha gördü.³
vaad edilen bahçenin yakınında,
Onun yanındaki dinlenme bahçesinde.
Onun yakınındaki Cennet'ül-Me'vâ'nın yanında görmüştü.
vaad edilen cennetin (görüntüsü) eşliğinde,[⁴⁷⁷⁹]
Onun yanında ise Cennetü'l Me'vâ bulunmaktadır.
Ki Me'vâ cenneti onun yanındadır.
Ki onu (Cebrail’i gördüğü yerin) yanında meva bahçesi vardır.
Onun yanında da Me'va bahçesi vardır.
Anuñ ḳatında var me’vā cenneti.
Me'va cenneti de onun yanındadır.
Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır.
Cennetü'l Me'vâ o Sidretü'l Müntehâ'dadır.
Ahirette kalınacak Cennet de oranın yanı başındadır.
Barınma (Me'va) cenneti onun yanındadır.
Onun yanında da Me'vâ Cenneti vardır.(4)
O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.
Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
(Takva sahiblerinin barınağı olan) Me'va Cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
Orada Cennet-ül Me’va vardır.
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.