Necm Suresi 8. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

8. Ayet

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra yaklaştı, yakınlaştı.

Besim Atalay (1965)

Sonra yaklaştı, salındı

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Cebrail, Hz. Peygambere) yaklaştı ve iyice sokuldu.

Cemil Said (1924)

7,8. O ufk-u a’lâda idi, sonra indi ve hevâda mu’allakda durdı.

Diyanet Vakfı

8, 9. Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

Edip Yüksel

Sonra inip yaklaştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra yaklaştı da tedellî etti

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.

Emrah Demiryent

5-6-7-8-9. Ona (bu Kur’ân’ı, emrimiz üzere, maddî ve manevi) müthiş kuvvetlere sahip, üstün yaratılışlı olan (vazifeli meleğimiz Cebrâîl) öğretti. (Cebrâîl, gökle yerin birleştiği) ufkun en yüksek noktasında (bulunuyorken,) doğruldu (ve resûlümüz Muhammed’e, kendisini aslî sûreti ile gösterdi). Sonra (Cebrâîl, resûlümüz Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

Abdullah-Ahmet Akgül

Sonra (Resulüllah’a) yaklaştı, "tedelli" edip (yukarıdan aşağıya kayarak, âfaktan enfüse) sarktı, (böylece Cebrail, İlahi tecelli ve temsil suretiyle görünüp ortaya çıktı.)

Erhan Aktaş

Sonra yaklaştı ve sarktı.

Eski Anadolu Türkçesi

andan yaķın oldı ya'nį cebreyil muḥammed’e pes gey yaķın oldı.

Hasan Basri Çantay

Sonra (Cebrail, ona) yaklaşdı. Derken sarkdı.

Hayrat Neşriyat

8,9. Sonra (çok perdeler geçerek Rabbine) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, kab-ı kavseyn (iki yay) kadar veya daha da yakın oldu!

İhsan Aktaş

8,9,10. Sonra (o vahiy meleği ona) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. Böylece iki zira’ (arşın) mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu. İşte (Allah vahiy meleği aracılığıyla kendi) kuluna (kulunun zihnine, bilincine ve belleğine) vahyettiğini böylece iletmiş oldu. *

İlyas Yorulmaz

Aşağı sarkmış ve yaklaşmıştı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Sonra ona yaklaştı da aşağıya sarkıverdi.

İsmail Hakkı İzmirli

Sonra peygambere yaklaşıp aşağı sarktı,

İsmail Yakıt

Sonra yaklaştı ve iyice sokuldu.

Kadri Çelik

Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.

Abdullah Parlıyan

ve sonra yaklaşarak geldi,

Kuran Yolu

Sonra yaklaştıkça yaklaştı.

Mahmut Kısa

Sonra Muhammed’e doğru yaklaşıp yanına inmişti.

Mahmut Özdemir

Sonra yakınlaştı; alçalarak indi.

Mehmet Çakır

8,9. derken yaklaştı ve inişe geçti, // iki ok atımı mesafesinde idi hattâ daha da yakındı.

Mehmet Çoban

Sonra ufkun tepelerinden aşağıya doğru tıpkı yıldızın kayması gibi indi.

Mehmet Okuyan

Sonra yaklaşmış, (ona doğru) sarkmıştı.

Mehmet Türk

8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar ¹hattâ daha da fazla yaklaştı.²

Muhammed Esed

ve sonra yaklaşarak yanına geldi,

Mustafa Çavdar

Sonra ona doğru yaklaşıp indi. 97/1...5

Ahmet Tekin

Sonra yakınına geldi. Nezaketle yaklaşarak peygamberlik görevine başlamasını talep etti.

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra yaklaştı, derken iyice sokuldu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra yaklaştı da aşağıya iniverdi.

Orhan Kuntman

Sonra (Muhammed s.a.s.’e) yaklaştı, -aşağıya doğru- sarktı.

Osman Fırat

Sonra yaklaştı, (ufuktan yere doğru) sarktı.

Şaban Piriş

Sonra yaklaşıp indi

Satıraltı Meal (1534)

Andan yaḳın oldı Allāh Muḥammede ki yaḳın,

Suat Yıldırım

8, 9. Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı.

Süleyman Ateş

Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.

Süleyman Tevfik (1927)

Sonra inüb göründi.

Süleymaniye Vakfı

Sonra (Cebrail) yaklaştı ve aşağıya süzüldü.

Ahmet Varol

Sonra yaklaştı ve sarktı.

Ümit Şimşek

Sonra indi, yaklaştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,

Ali Bulaç

Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.

Ali Fikri Yavuz

Sonra (Cebrâil, Hz. Peygambere) yaklaştı da sarktı.

Bahaeddin Sağlam

Sonra (kulu Muhammed’e) yaklaştı da yaklaştı.

Bayraktar Bayraklı

5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]