Kamer Suresi 14. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

14. Ayet

تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ

Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.

Besim Atalay (1965)

İnanmadıkları Nuh'a ödül olmak üzere, gözlerimiz önünde gemi akıp giderdi!

Cemal Külünkoğlu

(Kendisine karşı) nankörlük edilen kulumuz (Nuh)'a ödül olarak yaptırılan bu gemi, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Cemil Said (1924)

Gözimizin önünde gemi yüziyordı, bu ’aleyhine ’isyân idilen Nûh’a mahsûs bir mükâfât idi.

Diyanet Vakfı

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Edip Yüksel

Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Emrah Demiryent

(Kavmi tarafından) inkâr edilen kimseye (Nûh’a), bir mükâfat olmak üzere, gemi, gözetimimiz altında (su üzerinde) akıp gidiyordu.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Nuh’un Gemisi) Gözlerimiz önünde (bilgimiz ve takdirimiz dahilinde) akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve tebliği) İnkâr ve nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükâfat olmak üzere (selamet sahiline ulaşmıştı).

Erhan Aktaş

Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.

Eski Anadolu Türkçesi

yürir göre durduġumuz yirde yanud virmek içün aña kim olda inanılmadı ya'nį nūḥ.

Hasan Basri Çantay

ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zât) e bir mükâfat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.

Hayrat Neşriyat

(O gemi) bizim nezâretimizde akıp gidiyordu. İnkâr edilmiş olan (Nûh)'a bir mükâfât olarak (böyle yaptık).

İhsan Aktaş

O (gemi), Reddedilmiş (kendisi ve tebliği inkâr edilmiş) olan kişiye (Nuh’a) bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu. *

İlyas Yorulmaz

Toplumları tarafından inkâr edilmiş olanlara mükâfat olarak, gemi bizim gözetimimizde akıp gidiyordu.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Gemi gözlerimizin önünde yüzüyordu. Kendisine nankörlük edilen Nuh’a karşılık olsun diye.

İsmail Hakkı İzmirli

Gemi gözümüzün önünde yürüyordu, nankörlük gösterdikleri Nuh/u, yalancı saymalarına bir ceza olmak üzere boğduk [⁶].

İsmail Yakıt

İnkâr edilmiş kimseye bir mükâfat olarak (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Kadri Çelik

İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olarak gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi.

Abdullah Parlıyan

Kendisine karşı nankörlük edilen kulumuz Nuh'a, bizden bir mükafat olmak üzere gemi, gözetimimiz ve denetimimiz altında yüzüp yol alıyordu.

Kuran Yolu

Gözetim ve korumamız altında akıp gidiyordu, kendisine inanılmamış olan o kulumuza bir mükâfat olmak üzere.

Mahmut Kısa

Dev dalgalar arasında çalkalanan gemi, bizzat Bizim gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Böylece, inkâr edilmiş olan kulumuz Nûh’a bir ödül olarak kendisini ve diğer müminleri kurtarıp selâmete erdirdik.

Mahmut Özdemir

İnkâr edilmiş kimse için bir ödül olmak üzere, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Mehmet Çakır

Gemi gözetimimiz altında, horlanan kulumuzu teselli edercesine süzülüp gidiyordu.

Mehmet Çoban

Bir mükâfat olarak inkâr edilen gerçeğe doğru gözlerimizin önünde akıp gidiyorlardı.

Mehmet Okuyan

(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh’a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Mehmet Türk

13,14. Ve Biz, kendisine nankörlük edilen Nûh’u, (tahta) levhalar ve çivilerle yapılmış ve gözetimimiz altında yol alan bir gemi¹ üzerinde taşıdık;

Muhammed Esed

ve (gemi), gözlerimizin önünde ⁷ akıp gitti: (bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nûh) için bir ödüldü.

Mustafa Çavdar

Gemi de bizim gözetimimiz altında yüzdü durdu. Bu, kendisine nankörlük edilen Nuh’a verilmiş bir ödüldü. 37/75...80

Ahmet Tekin

İnkâr edilen, nankörlük edilen Nûh'a bir mükâfat olmak üzere, gemiler gözlerimizin önünde, himayemizde akıp gidiyordu.

Mustafa İslamoğlu

o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nûh’a) verilmiş bir ödüldü.

Ömer Nasuhi Bilmen

(O gemi) Bizim nezaretimiz altında akıp gidiyordu. O tekzîp edilmiş olana (Nûh aleyhisselâm'a) bir mükâfaat olarak.

Orhan Kuntman

(Kavmi suda boğulurken o gemi, kavmi tarafından gadre uğrayıp) Yalancı sayılan kulumuza bir mükâfat olmak üzere, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.

Osman Fırat

Nankörlük edilen (kulumuz)a bir karşılık olarak (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Şaban Piriş

Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.

Satıraltı Meal (1534)

Segirdür bizüm ḥıfẓumuzla. Cezāsı oldur kāfir olanlaruñ.

Suat Yıldırım

O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.

Süleyman Ateş

(Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Süleyman Tevfik (1927)

Kâfirlerin küfürlerinin cezâsı olarak onları suda gark itdik. O gemi himâye ve nezâretimiz altında denizde yüridi.

Süleymaniye Vakfı

Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Ahmet Varol

O (gemi) inkar edilen kişiye bir mükafat olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

Ümit Şimşek

İnkârla karşılaşmış kulumuza ödül olarak, gözetimimiz altında gemi akıp gidiyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.

Ali Bulaç

Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.

Ali Fikri Yavuz

Öyle ki, muhafazamız altında akıb gidiyordu. Bunu, (peygamberlik nimeti) inkâr edilen Nuh'a, bir mükâfat olarak yaptık.

Bahaeddin Sağlam

İnayet ve gözetimimizde yüzüyordu. Kendisi inkâr edilen (kulumuza) bir mükâfat olarak böyle yaptık.

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edilmiş Nûh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.