14. Ayet
تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ
Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.
İnanmadıkları Nuh'a ödül olmak üzere, gözlerimiz önünde gemi akıp giderdi!
(Kendisine karşı) nankörlük edilen kulumuz (Nuh)'a ödül olarak yaptırılan bu gemi, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Gözimizin önünde gemi yüziyordı, bu ’aleyhine ’isyân idilen Nûh’a mahsûs bir mükâfât idi.
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükâfat olarak
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
(Kavmi tarafından) inkâr edilen kimseye (Nûh’a), bir mükâfat olmak üzere, gemi, gözetimimiz altında (su üzerinde) akıp gidiyordu.
(Nuh’un Gemisi) Gözlerimiz önünde (bilgimiz ve takdirimiz dahilinde) akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve tebliği) İnkâr ve nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükâfat olmak üzere (selamet sahiline ulaşmıştı).
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
yürir göre durduġumuz yirde yanud virmek içün aña kim olda inanılmadı ya'nį nūḥ.
ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zât) e bir mükâfat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.
(O gemi) bizim nezâretimizde akıp gidiyordu. İnkâr edilmiş olan (Nûh)'a bir mükâfât olarak (böyle yaptık).
O (gemi), Reddedilmiş (kendisi ve tebliği inkâr edilmiş) olan kişiye (Nuh’a) bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu. *
Toplumları tarafından inkâr edilmiş olanlara mükâfat olarak, gemi bizim gözetimimizde akıp gidiyordu.
Gemi gözlerimizin önünde yüzüyordu. Kendisine nankörlük edilen Nuh’a karşılık olsun diye.
Gemi gözümüzün önünde yürüyordu, nankörlük gösterdikleri Nuh/u, yalancı saymalarına bir ceza olmak üzere boğduk [⁶].
İnkâr edilmiş kimseye bir mükâfat olarak (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olarak gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi.
Kendisine karşı nankörlük edilen kulumuz Nuh'a, bizden bir mükafat olmak üzere gemi, gözetimimiz ve denetimimiz altında yüzüp yol alıyordu.
Gözetim ve korumamız altında akıp gidiyordu, kendisine inanılmamış olan o kulumuza bir mükâfat olmak üzere.
Dev dalgalar arasında çalkalanan gemi, bizzat Bizim gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Böylece, inkâr edilmiş olan kulumuz Nûh’a bir ödül olarak kendisini ve diğer müminleri kurtarıp selâmete erdirdik.
İnkâr edilmiş kimse için bir ödül olmak üzere, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Gemi gözetimimiz altında, horlanan kulumuzu teselli edercesine süzülüp gidiyordu.
Bir mükâfat olarak inkâr edilen gerçeğe doğru gözlerimizin önünde akıp gidiyorlardı.
(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh’a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
13,14. Ve Biz, kendisine nankörlük edilen Nûh’u, (tahta) levhalar ve çivilerle yapılmış ve gözetimimiz altında yol alan bir gemi¹ üzerinde taşıdık;
ve (gemi), gözlerimizin önünde ⁷ akıp gitti: (bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nûh) için bir ödüldü.
Gemi de bizim gözetimimiz altında yüzdü durdu. Bu, kendisine nankörlük edilen Nuh’a verilmiş bir ödüldü. 37/75...80
İnkâr edilen, nankörlük edilen Nûh'a bir mükâfat olmak üzere, gemiler gözlerimizin önünde, himayemizde akıp gidiyordu.
o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nûh’a) verilmiş bir ödüldü.
(O gemi) Bizim nezaretimiz altında akıp gidiyordu. O tekzîp edilmiş olana (Nûh aleyhisselâm'a) bir mükâfaat olarak.
(Kavmi suda boğulurken o gemi, kavmi tarafından gadre uğrayıp) Yalancı sayılan kulumuza bir mükâfat olmak üzere, gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Nankörlük edilen (kulumuz)a bir karşılık olarak (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.
Segirdür bizüm ḥıfẓumuzla. Cezāsı oldur kāfir olanlaruñ.
O kadri bilinmemiş değerli insana, bir mükâfat olarak gemi, Bizim inayetimiz altında akıp gidiyordu.
(Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Kâfirlerin küfürlerinin cezâsı olarak onları suda gark itdik. O gemi himâye ve nezâretimiz altında denizde yüridi.
Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
O (gemi) inkar edilen kişiye bir mükafat olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
İnkârla karşılaşmış kulumuza ödül olarak, gözetimimiz altında gemi akıp gidiyordu.
Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.
Gözlerimiz önünde akıp-gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş-nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
Öyle ki, muhafazamız altında akıb gidiyordu. Bunu, (peygamberlik nimeti) inkâr edilen Nuh'a, bir mükâfat olarak yaptık.
İnayet ve gözetimimizde yüzüyordu. Kendisi inkâr edilen (kulumuza) bir mükâfat olarak böyle yaptık.
İnkâr edilmiş Nûh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.