36. Ayet
وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Ve andolsun ki o, bizim helakimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi.
Bizim şiddetimiz de onları korkutmuştu, onlar bu korkutmalardan şüphelenmiş idiler
Andolsun ki, (Lût) bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı, ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle bakmış (onları ciddiye almamış)lardı.
Lût ânları bizim şiddet-i ’azâbımız ile tehdîd iyledi. Fakat ânlar bu tehdîdlerden şübhe itdiler.
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Onları bu yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ancak onlar uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Celâlim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
Kasem olsun ki, (Lût) onları (kavmini) bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar (ve dikkate almadılar).
Oysa andolsun (Hz. Lut), zorlu yakalamamıza (ve kahrımıza) karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla ve kafa tutmakla karşılayıp (yalanlamakta diretmişlerdi).
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
daħı bayıķ ķorķıttı anları ķatı dutmaġumuzdan pes yalan duttılar ķorķıtmaķları.
Andolsun ki (Lût) onlara (kendilerini) azâb ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzîb etdiler.
And olsun ki (Lût) onları (azabla) yakalamamıza karşı korkutmuştu; fakat (onlar) o korkutmalara karşı şübheye düştüler.
Muhakkak ki yakalamamızla ilgili (Lût daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.
Daha önce onları suçüstü yakalayacağımıza dair uyarılmışlardı sonra uyarıcılar ile bu tehdidimizi tartıştılar.
Ant olsun ki Lut azaba çarpacağımızı söyleyip onları uyarmıştı. Ancak, onlar bütün bu uyarmaları yalan saymışlardı.
* Lût onları kavrayıp yakalamadığımız ile korkutmuştu, onlar ise Lût/un korkuttuğu şeyler hakkında şüpheye düşüp yalan saymışlardı.
Andolsun (Lût) onları şiddetli azabımızla uyarmıştı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşılamışlardı.
Oysa (Lut) şüphesiz zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Andolsun ki Lût onları, bizim şiddetli azabımızla uyardı, ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar.
Aslında Lût, kendilerini bizim amansız yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ama onlar bu uyarıları şüpheyle karşıladılar.
Lut, azâbımızın dehşeti konusunda onları zamanında uyarmıştı fakat onlar uyarıları şiddetle reddettiler ve Peygamberin sözlerini hep kuşkuyla karşıladılar.
And olsun Lût, şiddetle tutuşumuz hakkında onları uyardı! Uyarılar’ı şüphe ile karşıladılar.
Lût, halka bizim sillemizi hatırlatmıştı. Onlar onun bu uyarılarını ciddiye alır gibi yaptılar.
Hâlbuki Lut onları şiddetli azabımızla uyarmıştı. Fakat onlar bu uyarılara kuşkuyla baktılar. Uyarılara kulak asmadılar.
Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.
Oysa (Lût) onları, şiddetli azabımız konusunda uyarmıştı. Onlar da bu uyarıları kavga ve şüphe ile karşılamışlardı.
Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,
Lut, bizim şiddetli bir şekilde cezalandıracağımız hususunda onları uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar ve dikkate almadılar. 7/179
Andolsun ki, Lût, bizim, kendilerini şiddetle sarsarak yakalayıp, cezalandıracağımız konusunda uyarmıştı. Fakat sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılara kuşku ile baktılar.
Doğrusu (Lût) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
Celâlim hakkı için onları satvetimizin şiddetiye korkutmuş idi. Fakat onlar bu korkutuş ile şekk ve şüphede bulundular (onu tasdik etmediler).
Andolsun ki Lut, -onları azap ile yakalayacağımızı- önceden bildirmişti, fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar (çirkin davranışlarına) devam edip durdular.
Ve (Lût) onları bizim şiddetli yakalyışımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Lūṭ ‘aleyhi’s‐selām şiddet‐i ‘aẕābımızla onları ḳorḳutmışdı. O inẕārdan şek idüptekzīb itdiler.
Lût onları Bizim yakalarından tutup azaba çarptıracağımızı söyleyerek tehdit etmişti. Ama onlar uyarmalara karşı şüpheye düştüler.
Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
Lût onları şiddetli 'azâbımızla korkutmuşdı. Onlar buna inanmayub şek itdiler.
Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.
Andolsun ki (Lut) onları, bizim zorlu yakalamamıza karşı uyarmıştı. Ama onlar uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanladılar.
Lût onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı; fakat onlar uyarıları şüpheyle karşıladılar.
Yemin olsun, Lût onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler.
And olsun ki, Lût, azabımızla onları korkutmuştu; fakat o ihtarları, şübhelenerek inkâr ettiler;
O, onları bizim şiddetli azabımız ile korkuttu. Fakat onlar, peygamberler hakkında şüphe ettiler.
Andolsun ki, Lût, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.