18. Ayet
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.)
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.)
Ve Tanrı dilerse de dememişlerdi.
Yoksullara paylarını ayırmazlardı
17-18. Şüphesiz biz, vaktiyle “Bahçe Sahipleri” ne (yaptıkları yüzünden) belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ vereceğiz. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirlerin hakkını vermemek için onlar gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. (Bunu tasarlarken, Allah'ın iradesi ile ilgili “İnşaallah” gibi) hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.
17,18. Meyvelerini irtesi sabah toplayacaklarına bilâ kayd u şart yemîn iden bağçe sâhiblerine yapdığımızı ânlara da (Mekkelilere) yaparız.
17, 18. Biz, vaktiyle «bahçe sahipleri»ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. Onlar istisna da etmiyorlardı
Bundan hiç bir kuşkuları yoktu.
Bir istisna da yapmıyorlardı
İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).
17-18. Şüphesiz biz, vaktiyle, bahçe sahiplerini (yaptıkları yüzünden) musibete uğrattığımız gibi, onları da (yaptıkları yüzünden) musibete uğratacağız. Hani, o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirlerin hakkını vermemek için fakir kimseler yanlarına gelmeden önce) mahsullerini toplamaya yemin etmişlerdi. (Bu planını yaparlarken, “İnşaAllah yaparız” dememiş) hiçbir istisnâî kayıt da koymamışlardı.
(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmaya (ve temkinli davranmaya gerek görmemişlerdi.) [Yani, kendi kudret ve güçlerine o kadar güveniyorlardı ki, "Allah’ın izniyle" demeden, "kendi bağlarımızın meyvelerini toplayacağız" diye kesinlikle yemin etme gafletine düşmüşlerdi.]
Bir istisna da yapmıyorlardı.¹
daħı istiŝna eylemezlerken.
(Bu babda) istisna da yapmıyorlardı.
(İnşâallah diyerek) istisnâ da yapmıyorlardı.
Ve onlar (Allah’ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair) istisnai bir kayıt da (Allah dilerse" diye bir kayıt) koymuyorlardı.
İstisna da (Allah izin verirse) etmiyorlardı.
Onlar yoksulların payını ayırmıyorlardı.
Bunlar «İnşaallah» dememişlerdi [³].
İstisna da yapmıyorlardı/inşallah demiyorlardı.
(“Allah izin verirse” diye) Bir istisna da yapmıyorlardı.
Allah dilerse şeklinde Allah'ın iradesi ile ilgili hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.
17-18. Biz, vaktiyle şu bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara da belâ verdik. Hani bahçe sahipleri, (“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın sabah erkenden bahçenin mahsulünü kesinlikle devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Üstelik Allah’ın izin ve irâdesini hiç hesaba katmıyor, yani “İnşaallah: Allah’ın izniyle” şeklinde herhangi bir istisnâ da yapmıyorlardı.
İstisna etmezler.
17,18. Mekke'lilerin başına gelenler, erkenden ürün toplamaya niyet eden kardeşlerin işine benziyor, // hem de dua ne etmeden.
Yemin ederlerken mutlaka dediğimiz gibi olacak diyorlar, hiçbir olumsuzluğu düşünmüyorlardı. "Allah dilerse, bize nimetlerini ulaştırır." diye açılım da yapmıyorlardı.
17,18. Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di). [*]
(Ve bu konuda) hiç bir istisna¹ da yapmıyorlardı.
ve onlar [Allah’ın iradesi ile ilgili] hiçbir istisnaî kayıt da koymamışlardı: ¹²
Fakat Allah’ı hiç hesaba katmıyorlardı. 14/32...34, 16/52...57
Yeminlerini “Allah izin verirse...” ile kayıtlamıyorlar, muhtaçları bile istisna etmiyorlardı.
Ancak Allah’ın hayata müdahil olduğu gerçeğine dair istisnaî bir kayıt da düşmemiştiler.[⁵²⁴⁷]
Bir istisnada da bulunmuyorlardı.
Bir istisna yapmaya gerek duymuyorlardı. (Allah dilerse demiyorlardı)
İstisna da etmiyorlar (Allâh dilerse biçeriz demiyorlardı.
Hiç bir istisna da yapmıyorlardı
İnşā’allāh dimediler.
17, 18. Biz tıpkı o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi, bunları da sınadık. Onlar sabah erken mahsulü devşireceklerini yeminle pekiştirip kesin söylemiş, (inşaallah dememiş), Allah'ın iznine bağlamamışlardı. Ayrıca fakirlerin payını düşünmemişlerdi.
İstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.
Ve inşâallah dimediler.
Başka bir ihtimal düşünmüyorlardı.
Hiç istisna da etmiyorlardı. [3]
Bir istisna da yapmamışlardı.
Hiçbir istisna tanımıyorlardı.
(Bu konuda) Hiç bir istisna yapmıyorlardı.
İstisna da yapmıyorlaradı, (İnşaallah demiyorlardı).
Ve hiç kimseye hiçbir hak ayırmayacaklarını söylüyorlardı.
“İnşallah” dememişlerdi.