32. Ayet
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ
Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.
Ve öyle kişilerdir onlar ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.
32,33. Emanetleri koruyanlar, sözlerinde duranlar Tanıklıktan kaçınmıyanlar
(Haktan yana olanlar öyle kimselerdir ki) onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri söze riayet edenlerdir.
26-35. Dîn gününi tasdîk idenler, rabbin ’azâbına dûçâr olmayacağından kimsenin emîn olamayacağını düşünerek Allâh’ın ’azâbından havf iyleyenler, ferclerini muhâfaza idenler ve zevceleri ve cariyelerinden mâ’adâ kimse ile zinâ itmeyenler, kendilerine tevdî’ idilen emânetlere hıyânetde bulunmayanlar, ta’ahhüdâtını îfâ idenler, şehâdetlerinde muhikk ve metîn olanlar, ve erkân ve âdâbıyla ’ibâdet idenler kemâl-i ikrâm ile cennete dâhil olacaklardır. (*)
Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler;
Onlar güvenilirdirler, sözlerine bağlıdırlar;
Ve onlarki emanetlerine ve ah'dlerine riayet ederler
Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar, kendilerine verilen emânete ve verdikleri söze riâyet edenlerdir.
(Bir de mü’minler) Onlar, emanetlerine (memuriyet ve mesuliyetlerine) ve ahitlerine (sözlerine ve senetlerine harfiyen) riayette bulunanlardır.
Onlar¹, emânetlerini ve ahitlerini gözetirler.
daħı anlar kim anlar emānetlerini daħı ķavullarını śaķlayıcılardur.
(Şunlar da müstesna:) Emânetlerine ve ahidlerine riaayet edenler.
Yine o kimseler (o namaz kılanlar) ki, onlar emânetlerini ve sözlerini yerine getirenlerdir.
Ve yine onlar (özellikleri sayılan o erkek ve kadınlar) ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
O namaz kılanlar emanetleri ve ahitlerini yerine getirmeye özen gösterirler.
Şunlar da: kendine inanılanlara kötülük etmiyenler, sözlerini tutanlar,
Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler,
Onlar, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet edenlerdir.⁹
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri söze (harfiyen) riayet edenlerdir.
Emanetlerini gözetir ve verdikleri sözlere uyarlar.
Emanetlerine ve ahidlerine riayet edenler;
Çünkü onlar, gerek Allah’ın, gerek Hz. Peygamber’in ve gerekse insanların kendilerine verdiği emânetleri en güzel şekilde koruyan verdikleri sözü en güzel biçimde yerine getiren dosdoğru müminlerdir.
Onlar ki emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.
emanete ve sözlerine sahip olanlara,
Mümin olanlar emanetleri koruyup verdikleri sözleri yerine getirirler. Sorumluluğunu yüklendikleri emanetlere ihanet etmezler. Verdikleri sözleri bahanelerle geçiştirmezler.
Onlar emanetlerine ve sözlerine uyanlardır. [*]
Ve o (Mü’minler,) emanetlerini¹ ve sözlerini yerine getirirler. ²
emanetlere ve ahidlerine riayet edenler;
Yine onlar, emanetlere ve verdikleri ahitlere riayet ederler. 2/177, 17/34
Mü'minler, kamu görevlerini, sorumluluklarını yerine getirenler, toplumda güven ortamı sağlayanlar, emanete, ahitlerine, taahhütlerine, sözlerine riayet edenlerdir.
Onlar ki, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
Ve onlar ki emanetlerine ve ahdlerine riâyet ederler.
Emanetlerine ve verdikleri söze sadıktırlar.
Onlar, emanetlerine ve verdikleri söze riayet eden kimselerdir.
Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
Daḫı anlar ki emānetlerini ve ‘ahdlerini ri‘āyet iderler.
Onlar üzerlerine aldıkları emanetlere ve verdikleri sözlere riayet ederler.
Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.
Emânetlerine (kendilerine emânet olunan şeye) ve 'ahidlerinde vefâ iderler.
Onlar, aldıkları emanetler ve üstlendikleri sorumluluklar konusunda titiz davrananlardır.
(Yine) onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Onlar emanet ve ahidlerine riayet ederler.
Bunlar, kendilerindeki emanetlere ve ahitlerine sadık kalırlar.
(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.
Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet edenler,
Ve onlar ki emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.