46. Ayet
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
“Ceza gününü de yalanlıyorduk.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۙ
“Ceza gününü de yalanlıyorduk.”
Ve ceza gününü yalanlardık.
46,47. Bize yakın gelenedek, kıyameti yalanlardık!»
Hesap gününü de yalan sayardık.”
dîn gününi yalan zan itdik,
Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
"Yargı gününü yalanlardık."
Ve ceza gününe yalan derdik
"Ceza gününü yalanlardık."
Hesap gününü de yalanlıyorduk.
"Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıp (ahireti önemsemezdik, yaptıklarımızın yanımıza kâr kalacağını zannederdik)."
“Din Günü'nü¹ yalanlardık.”
“daħı olduġ-ıdı yalan dutar-ıduķ cezā günini.”
«Ceza (ve hisâb) gününü de yalan sayardık».
“Ve dîn (hesab) gününü yalanlardık.”
46, 47. (Ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar hesap gününü de (ahireti) hep yalanlardık (derler!)
“Ve biz, hesap gününü yalanlardık.”
yargı gününü de yalan sayardık,
Ceza gününe yalandır derdik,
Biz ceza gününü yalanlardık.
“Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk.”
Dilimizle hesap gününe inandığımızı söylediğimiz halde yaşantımızla o güne hazırlık yapmamak suretiyle o günü yalanlamıştık.
Ceza gününü de asılsız sayıyorduk,
“Sonunda, yaşadığımız hayat tarzı inancımızı da şekillendirdi; böylece biz, Hesap Gününü de yalanlar hâle geldik!”
“Din günü’nü de yalanlıyorduk”.
46,47. ahirete inanmadık, // meğer doğru imiş. "
"Üstelik ceza gününü yalanlar, hesap görmeyeceğimize, dünyadaki hayat bitince her şeyin biteceğine inanırdık!"
Hesap gününü yalanlardık.
45,46,47. (Bir de): “Ölüm bize gelinceye kadar, (bâtıla) dalanlarla beraber (kendimizden geçer) biz de dalar giderdik, din gününü de yalanlardık.” derler.
ve Hesap Günü’nü yalanlamıştık,
– Hesap gününü yalan sayardık. 13/5, 45/34-35
“Herkesin, vahyedilen dinin, şeriatın, İslâmî sorumluluğun hesabını vereceği yalnız ilâhî mevzuatın yürürlükte olduğu mükâfât ve ceza gününü yalanlıyorduk.”
hepsinden öte biz Hesap Günü’nü yalanlardık;
«Ve biz ceza gününü tekzîp eder olmuştuk..
"Ve ceza gününü de yalan sayardık. " (Ahirette ceza göreceğimize inanmazdık.)
Ve cezâ gününü de yalanlardık.
Hesap gününü yalanlıyorduk.
Ve cezā günini yalanladuḳ,
Bu hesap gününü yalan sayardık.
Ceza gününü yalanlardık.
"Kıyâmet gününi tekzîb iderdik."
Hesap günü konusunda da yalan söylerdik[*].
Din (hesap) gününü de yalanlardık.
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.
"Din gününü yalanlıyorduk."
'Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk.'
Hesab gününü de yalan sayardık.
Ve mükâfat ve ceza gününü yalanlıyorduk.
43,44,45,46,47. Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: “İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”