3. Ayet
وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّهُ يَزَّكّٰىۙ
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
Belki o, arınacaktır, ne bilirsin?
Ne bilirsin, olabilir, o arınmak dileğinde
(Ey Resul!) Nereden bileceksin belki de o (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) arınacaktı?
3,4. O âdemin fazîlet kesb itmeyeceğini ve va’zından müteneffi’ olmayacağını sana kim söyledi?
1, 2, 3, 4. (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Ne bilirsin o belki temizlenecek
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
3-4. (Resûlüm!) Sen nereden bilebilecektin ki? Belki o (soru soran kişi, senden öğrenecekleriyle) arınacak yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecekti!
(Ey Nebim!) Ne bilirsin; belki o, (Senden sormakla cehalet kirinden) temizlenecekti?
Sen bilemezsin, belki o tezkiye¹ olacak.
daħı ne nesene bildürdi saña? ola kim ol arma yazuķdan ya'nį senüñ sözüñ-ile
(Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.
3,4. (Habîbim, yâ Muhammed!) Hâlbuki sana ne bildiriyor ki, belki o (günahlardan)temizlenecekti veya nasîhat alacak da bu nasîhat kendisine fayda verecekti!
3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
Nereden bileceksin ki, belki o temizlenecek.
Ne bilirsin, belki arınacaktı,
Ne bilirsin? Olabilir ki senden öğreneceği şeylerle nefsi pâk olur.
(Ey Peygamber!) Nereden biliyorsun, belki o arınacak?
Ne bilirsin sen, belki o arınacak?
Ne bilirsin belkide O senden öğrenecekleriyle günahlarından temizlenecekti.
Ama (ey Peygamber!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındıracaktı.
Hayır, bunu yapmamalıydın, ey Peygamber! Ne biliyorsun, belki de o kör adam, senin okuyacağın birkaç ayet sayesinde günah kirlerinden arınıp tertemiz bir kul olacak?
Sana ne bildiriyor? Belki o arınır;
Ne biliyorsun belki de adam arınacak.
Peki sen ne yaptın? Konuşmam bölünmesin diye sen de görme engelliden yüzünü çevirdin! Kendini üstün görenlere bir şeyler anlatabilmek için, görme engelliye değil, o kibirli, burnundan kıl aldırmayanlara itibar gösterdin! Niçin onlara uydun? Ne biliyorsun? Belki de gözleri görmeyen kulum, senin ağzından dökülen ayetlerimizi işittiğinde kalbiyle görecek! Belki ayetlerimle arınacak! Kendisini Rabbine teslim edecek!
3,4. O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! [*]
(Ey Muhammed!) Nereden biliyorsun! Belki o, (günâhlarından) temizlenecek,
Nereden bilebilirsin [ey Muhammed,] belki de o arınacaktı,
Nereden bileceksin belki de o arınacak. 4/146, 20/75-76
Âmâ gelince senin böyle davranman gerektiğini bildiren belgeler neler? Umulur ki o pislikten, küfürden temizlenecek, vicdanını arındıracak.
“Ve (sana gelince Ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına[⁵⁵⁶⁶] dair bir ihtimal[⁵⁵⁶⁷] bulunduğunu;
Sana ne şey bildirdi, olabilir ki, o temizlenecektir?
(Ey Muhammed) Ne bilirsin, belki de o, (günahlarından) arınacaktı,
Nereden bilebilirsin (Ey Muhammed!) belki O (senin anlatacaklarınla) arınacak,
Ne bilirsin belki o, arınacaktır.
Ne bildürdi saña yā Muḥammed, ola kim özini arıda yamanlıḳdan,
3, 4. Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Ne bilirsin belki o arınacak?
Ne bilirsin? Belki o günâhdan temizlenir.
Ne biliyorsun, belki o kendini geliştirecekti,
Ne bilirsin belki de o arınacaktır?
Nereden biliyorsun, belki arınacaktı.
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak?
Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden sormakla cehalet kirinden) temizlenecekti.
Nereden bileceksin? Belki o kör arınacaktı.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]