4. Ayet
اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرٰىۜ
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Yahut da öğüt alacaktır da ondan faydalanacaktır.
Ya da öğüt alarak, ondan faydalanacak
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
3,4. O âdemin fazîlet kesb itmeyeceğini ve va’zından müteneffi’ olmayacağını sana kim söyledi?
1, 2, 3, 4. (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine fâide verecek
Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
3-4. (Resûlüm!) Sen nereden bilebilecektin ki? Belki o (soru soran kişi, senden öğrenecekleriyle) arınacak yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecekti!
Yahut öğüt alacaktı da, bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
yā ögüt duta pes aśśı ide aña ögüt virmek.
Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine fâide verecekdi.
3,4. (Habîbim, yâ Muhammed!) Hâlbuki sana ne bildiriyor ki, belki o (günahlardan)temizlenecekti veya nasîhat alacak da bu nasîhat kendisine fayda verecekti!
3, 4. Ve (onun hâlini) sana bildiren nedir? Muhakkak ki o (âmâ) arınacaktı ve öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. (*)
Verdiğin öğüdü düşünecek ve öğüt ona fayda verecekti.
ya da öğüt alacak, öğütten yararlanacaktı?
Yahut nasihat dinler de nasihat kendisine fayda verir.
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
Ya da hatırlayıp kendine gelecek ve böylece bu hatırlama kendisine yarar sağlayacak?
Yahutta kendisine hakikat hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Yahut o bir öğüt alacak, bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Ya da senin vereceğin öğüdü can kulağıyla dinleyecek de, bu öğüt ona fayda verecek?
Yahut öğüt alır da ona Öğütler yarar sağlar.
Belki de ders alıp istifade edecek.
Anlattığın gerçeklerden öğüt alıp düzelecek!
3,4. O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! [*]
Yahut öğüt alacak da o öğüt kendisine fayda verecek.
yahut [hakikat] hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Yahut senden öğüt alacak ve bundan yararlanacak. 10/57, 50/45
Yahut öğüt alacak da, o öğüt ona fayda verecek.
veya alacağı dersin kendisine yarar sağlayacağını?[⁵⁵⁶⁸]
Yahut öğüt dinleyecek de kendisine o öğüt fâide verecektir.
Senin öğüdünden o yararlanacaktı!
Veya öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
yā ögütlene. Pes aña naṣīḥat aṣṣı ide.
3, 4. Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
Ve senin va'z u nasîhatini dinleyerek bundan fâide ve menfa'at bulurdı.
Veya bilgi edinecek[*], o bilgi ona yarayacaktı?
Yahut öğüt alacak ve öğüt ona yarar sağlayacaktır?
Yahut öğüt alacak, öğütten faydalanacaktı.
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Yahud öğüd alacaktı da, o öğüt kendisine fayda verecekti.
Yahut mesajı idrak edecek de mesaj ona fayda verecekti.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [719][720]