983. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، سَالِمٍ مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ حُنَيْنٍ فَلَمْ نَغْنَمْ ذَهَبًا وَلاَ وَرِقًا إِلاَّ الأَمْوَالَ الثِّيَابَ وَالْمَتَاعَ - قَالَ - فَأَهْدَى رِفَاعَةُ بْنُ زَيْدٍ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غُلاَمًا أَسْوَدَ يُقَالُ لَهُ مِدْعَمٌ فَوَجَّهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى وَادِي الْقُرَى حَتَّى إِذَا كُنَّا بِوَادِي الْقُرَى بَيْنَمَا مِدْعَمٌ يَحُطُّ رَحْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَهُ سَهْمٌ عَائِرٌ فَأَصَابَهُ فَقَتَلَهُ فَقَالَ النَّاسُ هَنِيئًا لَهُ الْجَنَّةُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلاَّ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ الشَّمْلَةَ الَّتِي أَخَذَ يَوْمَ حُنَيْنٍ مِنَ الْمَغَانِمِ لَمْ تُصِبْهَا الْمَقَاسِمُ لَتَشْتَعِلُ عَلَيْهِ نَارًا " . قَالَ فَلَمَّا سَمِعَ النَّاسُ ذَلِكَ جَاءَ رَجُلٌ بِشِرَاكٍ أَوْ شِرَاكَيْنِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شِرَاكٌ أَوْ شِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ " .
Bana Mâlik'ten anlattı; Sevr b. Zeyd ed-Dîlî'den; İbn Mutî'nin azatlısı Salim Ebu’l-Ğays'tan; Ebu Hureyre'den; dedi ki: “Huneyn yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Altın ve gümüş ganimet almadık. Ancak mallar; elbiseler ve eşyalar ganimet aldık. Rifâa b. Zeyd, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e Mid’am denilen siyah bir köle hediye etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Vadi’l-Kura’ya yöneldi. Vadi’l-Kura’ya vardığımızda, Mid’am Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yükünü indirirken, nereden geldiği belli olmayan bir ok ona isabet etti ve onu öldürdü. İnsanlar: ‘Cennet ona kutlu olsun,’ dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Hayır! Nefsim elinde olan (Allah)’a yemin olsun ki, Huneyn günü ganimetlerden aldığı ve henüz taksim edilmemiş olan o şemle (örtü), (şu an) üzerinde alev alev yanmaktadır.’ İnsanlar bunu işitince, bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir ayakkabı bağı veya iki ayakkabı bağı getirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ateşten bir bağ veya ateşten iki bağ,’ buyurdu.”