1487. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، قَالَ فِي رَجُلٍ هَلَكَ وَتَرَكَ بَنِينَ لَهُ ثَلاَثَةً وَتَرَكَ مَوَالِيَ أَعْتَقَهُمْ هُوَ عَتَاقَةً ثُمَّ إِنَّ الرَّجُلَيْنِ مِنْ بَنِيهِ هَلَكَا وَتَرَكَا أَوْلاَدًا . فَقَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ يَرِثُ الْمَوَالِيَ الْبَاقِي مِنَ الثَّلاَثَةِ فَإِذَا هَلَكَ هُوَ فَوَلَدُهُ وَوَلَدُ إِخْوَتِهِ فِي وَلاَءِ الْمَوَالِي شَرَعٌ سَوَاءٌ .
Bana Mâlik'ten, ona ulaştığına göre Said b. el-Müseyyeb'in şöyle dediği rivayet edildi: Bir adam vefat etti; geriye üç oğul ve bizzat kendisinin azat ettiği mevelî (azatlı köleler) bıraktı. Sonra oğullarından ikisi öldü ve geriye çocuklar bıraktılar (bir oğlu hayatta kaldı). Said b. el-Müseyyeb dedi ki: "(Bu durumda) meveliye (onların velâsına), üç oğuldan hayatta kalan varis olur. O da öldüğü zaman, (artık hepsi öldüğü için) onun çocukları ile kardeşlerinin çocukları, mevelinin velâsı hususunda eşit hakka sahip olurlar."