Binûn

Hudûd (Cezalar) Kitabı

Malik b. Enes · Muvatta Malik (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1509. Hadis

حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ لَمَّا صَدَرَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مِنْ مِنًى أَنَاخَ بِالأَبْطَحِ ثُمَّ كَوَّمَ كَوْمَةً بَطْحَاءَ ثُمَّ طَرَحَ عَلَيْهَا رِدَاءَهُ وَاسْتَلْقَى ثُمَّ مَدَّ يَدَيْهِ إِلَى السَّمَاءِ فَقَالَ اللَّهُمَّ كَبِرَتْ سِنِّي وَضَعُفَتْ قُوَّتِي وَانْتَشَرَتْ رَعِيَّتِي ‏.‏ فَاقْبِضْنِي إِلَيْكَ غَيْرَ مُضَيِّعٍ وَلاَ مُفَرِّطٍ ‏.‏ ثُمَّ قَدِمَ الْمَدِينَةَ فَخَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ سُنَّتْ لَكُمُ السُّنَنُ وَفُرِضَتْ لَكُمُ الْفَرَائِضُ وَتُرِكْتُمْ عَلَى الْوَاضِحَةِ إِلاَّ أَنْ تَضِلُّوا بِالنَّاسِ يَمِينًا وَشِمَالاً وَضَرَبَ بِإِحْدَى يَدَيْهِ عَلَى الأُخْرَى ثُمَّ قَالَ إِيَّاكُمْ أَنْ تَهْلِكُوا عَنْ آيَةِ الرَّجْمِ أَنْ يَقُولَ قَائِلٌ لاَ نَجِدُ حَدَّيْنِ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَقَدْ رَجَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرَجَمْنَا وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنْ يَقُولَ النَّاسُ زَادَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فِي كِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى ‏.‏ لَكَتَبْتُهَا الشَّيْخُ وَالشَّيْخَةُ فَارْجُمُوهُمَا الْبَتَّةَ ‏.‏ فَإِنَّا قَدْ قَرَأْنَاهَا ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَمَا انْسَلَخَ ذُو الْحِجَّةِ حَتَّى قُتِلَ عُمَرُ رَحِمَهُ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى سَمِعْتُ مَالِكًا يَقُولُ قَوْلُهُ الشَّيْخُ وَالشَّيْخَةُ يَعْنِي الثَّيِّبَ وَالثَّيِّبَةَ فَارْجُمُوهُمَا الْبَتَّةَ ‏.‏ حَدَّثَنِي مَالِكٌ أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ شِهَابٍ عَنِ الَّذِي يَعْمَلُ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ فَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ عَلَيْهِ الرَّجْمُ أَحْصَنَ أَوْ لَمْ يُحْصِنْ ‏.‏

Bana Mâlik'ten, o Yahyâ b. Said'den, o da Said b. el-Müseyyeb'den şöyle dediğini işittiği rivayet edildi: Ömer b. el-Hattâb Mina'dan döndüğünde Ebtah mevkiinde devesini ıhtırdı. Sonra çakıllardan bir yığın yaptı, ridasını (cübbesini) üzerine atıp sırtüstü yattı ve ellerini göğe kaldırıp şöyle dedi: "Allah'ım! Yaşım ilerledi, gücüm zayıfladı ve tebam (sorumluluğum altındakiler) yayıldı. Artık beni zayi etmeden ve (emirlerinde) kusur işlemeden kendi katına al." Sonra Medine'ye geldi ve insanlara hitap ederek şöyle dedi: "Ey İnsanlar! Sizin için sünnetler belirlenmiş, farzlar konulmuştur. Apaçık bir yol üzerinde bırakıldınız. (Sakın) insanları sağa sola saptırmayın." (Bunu söylerken) bir elini diğerine vurdu. Sonra şöyle dedi: "Recm ayeti konusunda (şüpheye düşüp) helak olmaktan sakının. Birileri çıkıp: 'Biz Allah'ın Kitabı'nda iki had (hem celde hem recm) bulamıyoruz' diyebilir. Oysa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem recmetti, biz de recmettik. Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki; insanlar 'Ömer, Allah'ın Kitabı'na ilave yaptı' demeyecek olsalardı, o ayeti (Mushaf'a) şöyle yazardım: { İhtiyar erkek ve ihtiyar kadın (yani evli erkek ve kadın) zina ettiklerinde onları mutlaka recmedin. } Biz bu ayeti (zamanında) okuyorduk." Mâlik dedi ki: Yahyâ b. Said, Said b. el-Müseyyeb'in şöyle dediğini söyledi: "Zilhicce ayı çıkmadan Ömer -Allah ona rahmet etsin- şehit edildi." Yahyâ dedi ki: Mâlik'in şöyle dediğini işittim: "Ayette geçen 'Şeyh ve Şeyha (ihtiyar erkek ve kadın)' ifadesi, 'Seyyib ve Seyyibe (evli/dul erkek ve kadın)' demektir: Onları mutlaka recmedin." Bana Mâlik'ten rivayet edildiğine göre o, İbn Şihâb'a Lut kavminin amelini (eşcinsellik) yapan kişi hakkında sordu. İbn Şihâb: "İster evli (muhsan) olsun ister olmasın, ona recm cezası uygulanır" dedi.