Medine Kitabı

Malik b. Enes · Muvatta Malik (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1618. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، خَرَجَ إِلَى الشَّامِ حَتَّى إِذَا كَانَ بِسَرْغَ لَقِيَهُ أُمَرَاءُ الأَجْنَادِ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ وَأَصْحَابُهُ فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ الْوَبَأَ قَدْ وَقَعَ بِأَرْضِ الشَّامِ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ادْعُ لِي الْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ ‏.‏ فَدَعَاهُمْ فَاسْتَشَارَهُمْ وَأَخْبَرَهُمْ أَنَّ الْوَبَأَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ فَاخْتَلَفُوا فَقَالَ بَعْضُهُمْ قَدْ خَرَجْتَ لأَمْرٍ وَلاَ نَرَى أَنْ تَرْجِعَ عَنْهُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ مَعَكَ بَقِيَّةُ النَّاسِ وَأَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نَرَى أَنْ تُقْدِمَهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَإِ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ ارْتَفِعُوا عَنِّي ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِي الأَنْصَارَ فَدَعَوْتُهُمْ فَاسْتَشَارَهُمْ فَسَلَكُوا سَبِيلَ الْمُهَاجِرِينَ وَاخْتَلَفُوا كَاخْتِلاَفِهِمْ فَقَالَ ارْتَفِعُوا عَنِّي ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِي مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ مَشْيَخَةِ قُرَيْشٍ مِنْ مُهَاجِرَةِ الْفَتْحِ ‏.‏ فَدَعَوْتُهُمْ فَلَمْ يَخْتَلِفْ عَلَيْهِ مِنْهُمُ اثْنَانِ فَقَالُوا نَرَى أَنْ تَرْجِعَ بِالنَّاسِ وَلاَ تُقْدِمَهُمْ عَلَى هَذَا الْوَبَإِ فَنَادَى عُمَرُ فِي النَّاسِ إِنِّي مُصْبِحٌ عَلَى ظَهْرٍ فَأَصْبِحُوا عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ أَفِرَارًا مِنْ قَدَرِ اللَّهِ فَقَالَ عُمَرُ لَوْ غَيْرُكَ قَالَهَا يَا أَبَا عُبَيْدَةَ نَعَمْ نَفِرُّ مِنْ قَدَرِ اللَّهِ إِلَى قَدَرِ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ لَكَ إِبِلٌ فَهَبَطَتْ وَادِيًا لَهُ عُدْوَتَانِ إِحْدَاهُمَا مُخْصِبَةٌ وَالأُخْرَى جَدْبَةٌ أَلَيْسَ إِنْ رَعَيْتَ الْخَصِبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ وَإِنْ رَعَيْتَ الْجَدْبَةَ رَعَيْتَهَا بِقَدَرِ اللَّهِ فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ - وَكَانَ غَائِبًا فِي بَعْضِ حَاجَتِهِ - فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي مِنْ هَذَا عِلْمًا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا سَمِعْتُمْ بِهِ بِأَرْضٍ فَلاَ تَقْدَمُوا عَلَيْهِ وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا فَلاَ تَخْرُجُوا فِرَارًا مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَحَمِدَ اللَّهَ عُمَرُ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Bize Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Abdülhamîd b. Abdurrahman b. Zeyd b. el-Hattâb'dan; Abdullah b. Abdullah b. el-Hâris b. Nevfel'den; Abdullah b. Abbâs'tan; Ömer b. el-Hattâb Şam'a gitmek üzere yola koyuldu. Nihayet Serg denilen yere vardığında onu ordu komutanları Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh ve arkadaşları karşıladı. Ona Şam topraklarında veba salgını olduğunu haber verdiler. İbn Abbâs dedi ki: Ömer b. el-Hattâb: "Bana ilk Muhacirleri çağır" dedi. Onları çağırdım, onlarla istişare etti ve onlara Şam'da veba salgını olduğunu haber verdi. Onlar ihtilaf ettiler. Bazıları: "Sen bir iş için çıktın, ondan geri dönmeni uygun görmüyoruz" dediler. Bazıları da: "Seninle birlikte insanların geri kalanı (seçkinleri) ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı var. Onları bu vebanın üzerine götürmeni uygun görmüyoruz" dediler. Ömer: "Yanımdan ayrılın" dedi. Sonra: "Bana Ensar'ı çağır" dedi. Onları çağırdım, onlarla istişare etti. Onlar da Muhacirlerin yolunu izlediler ve onlar gibi ihtilaf ettiler. Ömer: "Yanımdan ayrılın" dedi. Sonra: "Bana burada bulunan Kureyş yaşlılarından Fetih muhacirlerini çağır" dedi. Onları çağırdım. Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmedi ve dediler ki: "İnsanları geri götürmeni ve onları bu vebanın üzerine sürmemeni uygun görüyoruz." Bunun üzerine Ömer insanların içinde seslendi: "Ben sabahleyin bineğime binip (geri) döneceğim, siz de binip (dönün)." Ebû Ubeyde: "Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" dedi. Ömer: "Bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz" dedi. "Ne dersin; senin develerin olsa ve iki yamacı olan bir vadiye inseler, bunlardan biri otlu (verimli), diğeri kurak olsa; otlu yerde otlatsan Allah'ın kaderiyle otlatmış, kurak yerde otlatsan yine Allah'ın kaderiyle otlatmış olmaz mısın?" Abdurrahman b. Avf geldi -bir ihtiyacı için orada bulunmamıştı- ve dedi ki: "Bende bu konuda bir bilgi var. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Bir yerde (veba) olduğunu duyarsanız oraya gitmeyin. Eğer bir yerde (veba) çıkar da siz orada bulunursanız, ondan kaçarak (oradan) çıkmayın." Ömer Allah'a hamd etti, sonra geri döndü.