1761. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ الطُّفَيْلَ بْنَ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ يَأْتِي عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ فَيَغْدُو مَعَهُ إِلَى السُّوقِ قَالَ فَإِذَا غَدَوْنَا إِلَى السُّوقِ لَمْ يَمُرَّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ عَلَى سَقَاطٍ وَلاَ صَاحِبِ بَيْعَةٍ وَلاَ مِسْكِينٍ وَلاَ أَحَدٍ إِلاَّ سَلَّمَ عَلَيْهِ - قَالَ الطُّفَيْلُ - فَجِئْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ يَوْمًا فَاسْتَتْبَعَنِي إِلَى السُّوقِ فَقُلْتُ لَهُ وَمَا تَصْنَعُ فِي السُّوقِ وَأَنْتَ لاَ تَقِفُ عَلَى الْبَيِّعِ وَلاَ تَسْأَلُ عَنِ السِّلَعِ وَلاَ تَسُومُ بِهَا وَلاَ تَجْلِسُ فِي مَجَالِسِ السُّوقِ قَالَ وَأَقُولُ اجْلِسْ بِنَا هَا هُنَا نَتَحَدَّثْ . قَالَ فَقَالَ لِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ يَا أَبَا بَطْنٍ - وَكَانَ الطُّفَيْلُ ذَا بَطْنٍ - إِنَّمَا نَغْدُو مِنْ أَجْلِ السَّلاَمِ نُسَلِّمُ
Ve bana Mâlik'ten; İshak b. Abdullah b. Ebî Talha'dan; Tufeyl b. Übey b. Ka'b'ın ona haber verdiğine göre o, Abdullah b. Ömer'e gelir ve onunla çarşıya giderdi. (Tufeyl) dedi ki: Çarşıya çıktığımızda Abdullah b. Ömer; ne hurdacıya, ne bir satıcıya, ne bir yoksula, ne de bir başkasına uğrardı ki mutlaka ona selam verirdi. Tufeyl dedi ki: Bir gün Abdullah b. Ömer'e geldim. Benim kendisiyle birlikte çarşıya gelmemi istedi. Ona dedim ki: “Çarşıda ne yapacaksın? Sen alışveriş için durmazsın, malları sormazsın, pazarlık yapmazsın, çarşı meclislerinde oturmazsın. (Gel) şurada oturalım, konuşalım diyorum.” Abdullah b. Ömer bana: “Ey koca karınlı! —Tufeyl göbekli biriydi— Biz sadece selam vermek için çıkıyoruz, (insanlara) selam veririz” dedi.