980. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، قَالَتْ كُنَّا نَمْنَعُ جَوَارِيَنَا أَنْ يَخْرُجْنَ يَوْمَ الْعِيدِ، فَجَاءَتِ امْرَأَةٌ فَنَزَلَتْ قَصْرَ بَنِي خَلَفٍ فَأَتَيْتُهَا فَحَدَّثَتْ أَنَّ زَوْجَ أُخْتِهَا غَزَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثِنْتَىْ عَشْرَةَ غَزْوَةً فَكَانَتْ أُخْتُهَا مَعَهُ فِي سِتِّ غَزَوَاتٍ. فَقَالَتْ فَكُنَّا نَقُومُ عَلَى الْمَرْضَى وَنُدَاوِي الْكَلْمَى، فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، عَلَى إِحْدَانَا بَأْسٌ إِذَا لَمْ يَكُنْ لَهَا جِلْبَابٌ أَنْ لاَ تَخْرُجَ فَقَالَ " لِتُلْبِسْهَا صَاحِبَتُهَا مِنْ جِلْبَابِهَا فَلْيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُؤْمِنِينَ ". قَالَتْ حَفْصَةُ فَلَمَّا قَدِمَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ أَتَيْتُهَا، فَسَأَلْتُهَا أَسَمِعْتِ فِي كَذَا وَكَذَا قَالَتْ نَعَمْ، بِأَبِي ـ وَقَلَّمَا ذَكَرَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَالَتْ بِأَبِي ـ قَالَ " لِيَخْرُجِ الْعَوَاتِقُ ذَوَاتُ الْخُدُورِ ـ أَوْ قَالَ الْعَوَاتِقُ وَذَوَاتُ الْخُدُورِ شَكَّ أَيُّوبُ ـ وَالْحُيَّضُ، وَيَعْتَزِلُ الْحُيَّضُ الْمُصَلَّى، وَلْيَشْهَدْنَ الْخَيْرَ وَدَعْوَةَ الْمُؤْمِنِينَ ". قَالَتْ فَقُلْتُ لَهَا آلْحُيَّضُ قَالَتْ نَعَمْ، أَلَيْسَ الْحَائِضُ تَشْهَدُ عَرَفَاتٍ وَتَشْهَدُ كَذَا وَتَشْهَدُ كَذَا
Ebû Ma’mer bize tahdis etti, dedi ki: Abdülvâris bize tahdis etti, dedi ki: Eyyûb bize tahdis etti; Hafsa bint Sîrîn’den [naklen] dedi ki: Biz genç kızlarımızın bayram günü [dışarı] çıkmalarına engel olurduk. Derken bir kadın geldi ve Benî Halef köşküne indi. Onun yanına gittim. Bana kız kardeşinin kocasının, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte on iki gazveye katıldığını, kız kardeşinin de altı gazvede kocasıyla birlikte olduğunu anlattı. [Kadın] dedi ki: “Biz [kadınlar savaşta] hastalara bakar, yaralıları tedavi ederdik.” [Kız kardeşi] sormuş: “Ey Allah’ın Resulü! Birimizin cilbabı [dış örtüsü] yoksa [bayram namazına] çıkmamasında bir beis var mıdır?” [Nebi]: “Arkadaşı ona kendi cilbabından giydirsin [elbisesini ödünç versin/paylaşsın]; böylece hayıra ve müminlerin duasına şahit olsunlar [katılsınlar]” buyurdu. Hafsa dedi ki: Ümmü Atiyye [Medine’ye] geldiğinde onun yanına gittim ve ona: “Böyle böyle [bir şey] işittin mi?” diye sordum. O da: “Evet, babam ona feda olsun” dedi. —O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i andığı zaman “Babam ona feda olsun” demeden çok az geçerdi.— [Nebi] buyurdu ki: “Büluğa ermiş kızlar, perde arkasındaki [bakire] kadınlar —veya ‘büluğa ermiş kızlar ve perde arkasındaki kadınlar’ dedi; [ravi] Eyyûb şüphe etti— ve hayızlı kadınlar [dışarı bayrama] çıksınlar. Hayızlılar musalladan [namaz alanından] uzak dursunlar; ama hayıra ve müminlerin duasına şahit olsunlar [katılsınlar].” [Hafsa] dedi ki: Ben ona: “Hayızlılar da mı?” dedim. O da: “Evet; [hayızlı kadın] Arafat’ta bulunmuyor mu, şurada ve burada [çeşitli ibadet yerlerinde] bulunmuyor mu?” dedi.