1049. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ بِنْتِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ يَهُودِيَّةً جَاءَتْ تَسْأَلُهَا فَقَالَتْ لَهَا أَعَاذَكِ اللَّهُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ. فَسَأَلَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَيُعَذَّبُ النَّاسُ فِي قُبُورِهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَائِذًا بِاللَّهِ مِنْ ذَلِكَ. ثُمَّ رَكِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ غَدَاةٍ مَرْكَبًا، فَخَسَفَتِ الشَّمْسُ، فَرَجَعَ ضُحًى، فَمَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ ظَهْرَانَىِ الْحُجَرِ، ثُمَّ قَامَ يُصَلِّي، وَقَامَ النَّاسُ وَرَاءَهُ، فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً، ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً، ثُمَّ رَفَعَ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً، وَهْوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً، وَهْوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ، ثُمَّ رَفَعَ فَسَجَدَ، ثُمَّ قَامَ فَقَامَ قِيَامًا طَوِيلاً، وَهْوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ، ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهْوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ، ثُمَّ قَامَ قِيَامًا طَوِيلاً وَهْوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ، ثُمَّ رَكَعَ رُكُوعًا طَوِيلاً وَهْوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ، ثُمَّ رَفَعَ فَسَجَدَ وَانْصَرَفَ، فَقَالَ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ، ثُمَّ أَمَرَهُمْ أَنْ يَتَعَوَّذُوا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Mâlik’ten, o Yahya b. Saîd’den, o Amre bint Abdürrahman’dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Âişe’den [naklen] ki: Yahudi bir kadın [Âişe’ye] soru sormaya geldi ve ona: “Allah seni kabir azabından korusun” dedi. Bunun üzerine Âişe radıyallâhu anhâ Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “İnsanlar kabirlerinde azap görürler mi?” diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bundan Allah’a sığınarak: “[Evet]” buyurdu. Sonra bir sabah Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir hayvana bindi [yola çıktı], o sırada güneş tutuldu. Kuşluk vakti geri döndü ve hücrelerin (hanımlarının odalarının) arasından geçti. Sonra namaza durdu, insanlar da onun arkasında saf tuttu. [Namazda] uzun bir kıyam yaptı. Sonra uzun bir rükû yaptı. Sonra [doğrulup] kalktı ve uzun bir kıyam yaptı; [ancak bu] ilk kıyamdan daha kısaydı. Sonra uzun bir rükû yaptı; [ancak bu da] ilk rükûdan daha kısaydı. Sonra doğrularak secde etti. Ardından [ikinci rekat için] ayağa kalktı ve uzun bir kıyam yaptı; [ancak bu] ilk [rekatın ilk] kıyamından daha kısaydı. Sonra uzun bir rükû yaptı; [ancak bu] ilk [rekatın rükûundan] daha kısaydı. Sonra [doğrulup] kalktı ve uzun bir kıyam yaptı; [ancak bu da] ilk [rekatın ilk] kıyamından daha kısaydı. Sonra uzun bir rükû yaptı; [ancak bu da] ilk [rekatın rükûundan] daha kısaydı. Sonra doğrularak secde etti ve [namazdan] ayrıldı. Bundan sonra Allah’ın söylemesini dilediği şeyleri söyledi (hutbe okudu), sonra onlara kabir azabından Allah’a sığınmalarını emretti.