1114. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَقَطَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ فَرَسٍ فَخُدِشَ ـ أَوْ فَجُحِشَ ـ شِقُّهُ الأَيْمَنُ، فَدَخَلْنَا عَلَيْهِ نَعُودُهُ، فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى قَاعِدًا فَصَلَّيْنَا قُعُودًا وَقَالَ " إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ، فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا، وَإِذَا رَفَعَ فَارْفَعُوا، وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ. فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ".
Ebû Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zührî’den, o da Enes radıyallâhu anh’tan [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir attan düştü ve sağ tarafı sıyrıldı —yahut yaralandı—. Onu ziyaret etmek için yanına girdik; o sırada namaz vakti geldi. [Nebi] oturarak kıldı, biz de [onun arkasında] oturarak kıldık. [Namazdan sonra] şöyle buyurdu: “İmâm, ancak kendisine uyulması için [imâm] yapılmıştır. O tekbir aldığında siz de tekbir alın, o rükû ettiğinde siz de rükû edin, o [rükûdan] kalktığında siz de kalkın. O ‘Semi’allâhu limen hamideh’ dediğinde, siz ‘Rabbenâ ve leke’l-hamd’ deyin.”