1351. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا حَضَرَ أُحُدٌ دَعَانِي أَبِي مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ مَا أُرَانِي إِلاَّ مَقْتُولاً فِي أَوَّلِ مَنْ يُقْتَلُ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَإِنِّي لاَ أَتْرُكُ بَعْدِي أَعَزَّ عَلَىَّ مِنْكَ، غَيْرَ نَفْسِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَإِنَّ عَلَىَّ دَيْنًا فَاقْضِ، وَاسْتَوْصِ بِأَخَوَاتِكَ خَيْرًا. فَأَصْبَحْنَا فَكَانَ أَوَّلَ قَتِيلٍ، وَدُفِنَ مَعَهُ آخَرُ فِي قَبْرٍ، ثُمَّ لَمْ تَطِبْ نَفْسِي أَنْ أَتْرُكَهُ مَعَ الآخَرِ فَاسْتَخْرَجْتُهُ بَعْدَ سِتَّةِ أَشْهُرٍ، فَإِذَا هُوَ كَيَوْمِ وَضَعْتُهُ هُنَيَّةً غَيْرَ أُذُنِهِ.
Müsedded bize tahdis etti, Bişr b. el-Mufaddal bize tahdis etti, Hüseyin bize tahdis etti; Katâde’den, o Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’dan [naklen]; o [şöyle] dedi: Ebû Talha ile Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yoldaydılar, ben de Ebû Talha’nın arkasında (terkisi)ndeydim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [Hayber’e girdiğinde]: “Allâhu Ekber! Hayber harap oldu! Şüphesiz biz bir topluluğun yurduna (sâhâ) indiğimizde, o uyarılanların sabahı ne kötüdür!” buyurdu. [Hayberliler] dışarı çıkıp sokaklarda koşmaya başladılar ve: “Muhammed ve ordu (hamîs) [geldi]!” dediler. —Enes [ilave ederek]: “el-Hamîs, ordudur” dedi—. Neticede onlara galip geldik ve esirler toplandı. Derken bir adam (Dıhye) gelip: “Ey Allah’ın Resulü! Esirlerden bana bir cariye ver!” dedi. [Nebi]: “Git ve bir cariye al!” buyurdu. O (Dıhye) de Safiyye bint Huyay’ı aldı. Başka bir adam gelip: “Ey Allah’ın Nebisi! Dıhye’ye Kurayza ve Nadîr [kabîleleri] seyyidesi (hanımefendisi) olan Safiyye bint Huyay’ı verdin; halbuki o ancak sana yakışır!” dedi. [Nebi]: “Onu bir de [Safiyye ile beraber] çağırın!” buyurdu. [Dıhye] onu getirip de Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu görünce, [Dıhye’ye]: “Esirlerden başka bir cariye al!” buyurdu. Sonra onu (Safiyye’yi) azat etti ve kendisiyle evlendi. —Sâbit, Enes’e: “Ey Ebâ Hamza! [Nebi] mehir olarak ona ne verdi?” diye sorunca; o: “Onun kendisini [mehir saydı]; yani onu azat etti ve [bu azat etmeyi mehir sayarak] kendisiyle evlendi” dedi—. Yoldayken [Medine’ye dönerken] Ümmü Süleym onun (Safiyye’nin) hazırlığını yaptı ve geceleyin onu [Nebi’ye] getirdi. Ertesi sabah Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem damat olarak (ürûs) kalktı ve: “Kimin yanında [yiyecek] bir şey varsa onu getirsin!” buyurdu. Sonra deri bir yaygı (nit’a) serdi. Birisi hurma, birisi de yağ getirdi —[ravi Enes] zannediyorum sevîk (kavrulmuş un/un çorbası)den de bahsetti—. [Enes] dedi ki: Onları [birbirine katıp] hays (hurmalı tatlı) yaptılar. İşte bu, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in [Safiyye ile olan] düğün yemeği (velîmesi) olmuştur.