1750. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَجَّاجَ، يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ السُّورَةُ الَّتِي يُذْكَرُ فِيهَا الْبَقَرَةُ، وَالسُّورَةُ الَّتِي يُذْكَرُ فِيهَا آلُ عِمْرَانَ، وَالسُّورَةُ الَّتِي يُذْكَرُ فِيهَا النِّسَاءُ. قَالَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لإِبْرَاهِيمَ، فَقَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يَزِيدَ أَنَّهُ كَانَ مَعَ ابْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ حِينَ رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ، فَاسْتَبْطَنَ الْوَادِيَ، حَتَّى إِذَا حَاذَى بِالشَّجَرَةِ اعْتَرَضَهَا، فَرَمَى بِسَبْعِ حَصَيَاتٍ، يُكَبِّرُ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ، ثُمَّ قَالَ مِنْ هَا هُنَا وَالَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ قَامَ الَّذِي أُنْزِلَتْ عَلَيْهِ سُورَةُ الْبَقَرَةِ صلى الله عليه وسلم.
Müsedded bize tahdis etti; Abdülvâhid’den, o el-A’meş’ten [naklen]; dedi ki: Haccâc’ı minber üzerinde (şöyle) derken işittim: “İçinde Bakara’nın zikredildiği sûre”, “İçinde Âl-i İmrân’ın zikredildiği sûre”, “İçinde el-Nisâ’nın zikredildiği sûre” [diyerek bu sûre isimlerini tek başına zikretmekten kaçınıyordu]. (A’meş) dedi ki: Bunu İbrahim’e zikrettim (anlattım). (İbrahim) şöyle dedi: Bana Abdurrahman b. Yezîd tahdis etti ki; o, Cemre-i Akabe’yi attığı sırada İbn Mes’ûd radıyallâhu anh ile birlikteydi. (İbn Mes’ûd) vadinin ortasına girdi, nihayet ağacın hizasına gelince onu (cemreyi) karşısına aldı. Her taşla birlikte tekbir getirerek yedi taş attı. Sonra da şöyle dedi: “Kendisinden başka ilah olmayana yemin olsun ki; üzerine Bakara Sûresi’nin indirildiği Zat sallallâhu aleyhi ve sellem işte buradan (bu mevkiden) durmuştu.”