1770. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ كَانَ ذُو الْمَجَازِ وَعُكَاظٌ مَتْجَرَ النَّاسِ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، فَلَمَّا جَاءَ الإِسْلاَمُ كَأَنَّهُمْ كَرِهُوا ذَلِكَ حَتَّى نَزَلَتْ {لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْ} فِي مَوَاسِمِ الْحَجِّ.
Osman b. el-Heysem bize haber verdi, İbn Cüreyc bize haber verdi; Amr b. Dînâr şöyle dedi: İbn Abbâs radıyallâhu anhumâ şöyle dedi: “Zülmecâz ve Ukâz, cahiliye döneminde insanların ticaret yerleri (pazarları) idi. İslam gelince; { لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْ } “Rabbinizden (ticaret yaparak) bir lütuf (kazanç) aramanızda sizin üzerinize bir günah yoktur” (âyeti) hac mevsimleri hakkında nazil oluncaya kadar (Müslümanlar) bundan (hacda ticaret yapmaktan) hoşlanmıyor gibiydiler.”