1803. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِينَا، كَانَتِ الأَنْصَارُ إِذَا حَجُّوا فَجَاءُوا لَمْ يَدْخُلُوا مِنْ قِبَلِ أَبْوَابِ بُيُوتِهِمْ، وَلَكِنْ مِنْ ظُهُورِهَا، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ، فَدَخَلَ مِنْ قِبَلِ بَابِهِ، فَكَأَنَّهُ عُيِّرَ بِذَلِكَ، فَنَزَلَتْ {وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا}.
Ebû’l-Velîd bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Ebû İshak’tan [naklen]; dedi ki: Berâ’yı radıyallâhu anh şöyle derken işittim: Bu âyet biz [Ensar] hakkında nazil oldu. Ensar (câhiliye döneminde) hacca gidip [döndüklerinde] evlerine kapılarından girmezler, [evlerinin] arkalarından girerlerdi. [İslâm gelince] Ensar’dan bir adam geldi ve (evine) kapısından girdi. Sanki bu [davranışından] dolayı kınandı. Bunun üzerine; { وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَى وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا } “Evlere arkalarından girmeniz bir iyilik (bir erdem) değildir; asıl iyilik (ve erdem), (günahlardan) sakınan kimsenin erdemidir. Evlere kapılarından girin” (âyeti) nazil oldu.