1911. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ، وَكَانَتِ انْفَكَّتْ رِجْلُهُ، فَأَقَامَ فِي مَشْرُبَةٍ تِسْعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً، ثُمَّ نَزَلَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ آلَيْتَ شَهْرًا. فَقَالَ " إِنَّ الشَّهْرَ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ ".
Abdülaziz b. Abdullah bize tahdis etti, Süleyman b. Bilâl bize tahdis etti; Humeyd’den, o da Enes radıyallâhu anh’tan [naklen]; şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hanımları için îlâ (yaklaşmama yemini) yapmıştı. (O günlerde) ayağı yerinden çıkmıştı (infekket ricluhu). Bunun üzerine bir meşrebe’de (üst kattaki odada) yirmi dokuz gece kaldı. Sonra (aşağıya) indi; ona: “Ey Allah’ın Resûlü! Bir ay (kalacağına dair) îlâ yapmıştın” dediler. Buyurdu ki: “Ay yirmi dokuz (gün) de olur.”