2311. Hadis
وَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ أَبُو عَمْرٍو حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ وَكَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحِفْظِ زَكَاةِ رَمَضَانَ، فَأَتَانِي آتٍ فَجَعَلَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ، فَأَخَذْتُهُ، وَقُلْتُ وَاللَّهِ لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ إِنِّي مُحْتَاجٌ، وَعَلَىَّ عِيَالٌ، وَلِي حَاجَةٌ شَدِيدَةٌ. قَالَ فَخَلَّيْتُ عَنْهُ فَأَصْبَحْتُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ الْبَارِحَةَ ". قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً وَعِيَالاً فَرَحِمْتُهُ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ. قَالَ " أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ ". فَعَرَفْتُ أَنَّهُ سَيَعُودُ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّهُ سَيَعُودُ. فَرَصَدْتُهُ فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ دَعْنِي فَإِنِّي مُحْتَاجٌ، وَعَلَىَّ عِيَالٌ لاَ أَعُودُ، فَرَحِمْتُهُ، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ فَأَصْبَحْتُ، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ، مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ شَكَا حَاجَةً شَدِيدَةً وَعِيَالاً، فَرَحِمْتُهُ فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ. قَالَ " أَمَا إِنَّهُ قَدْ كَذَبَكَ وَسَيَعُودُ ". فَرَصَدْتُهُ الثَّالِثَةَ فَجَاءَ يَحْثُو مِنَ الطَّعَامِ، فَأَخَذْتُهُ فَقُلْتُ لأَرْفَعَنَّكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَهَذَا آخِرُ ثَلاَثِ مَرَّاتٍ أَنَّكَ تَزْعُمُ لاَ تَعُودُ ثُمَّ تَعُودُ. قَالَ دَعْنِي أُعَلِّمْكَ كَلِمَاتٍ يَنْفَعُكَ اللَّهُ بِهَا. قُلْتُ مَا هُوَ قَالَ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ {اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ} حَتَّى تَخْتِمَ الآيَةَ، فَإِنَّكَ لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ وَلاَ يَقْرَبَنَّكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ. فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ فَأَصْبَحْتُ، فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا فَعَلَ أَسِيرُكَ الْبَارِحَةَ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ زَعَمَ أَنَّهُ يُعَلِّمُنِي كَلِمَاتٍ، يَنْفَعُنِي اللَّهُ بِهَا، فَخَلَّيْتُ سَبِيلَهُ. قَالَ " مَا هِيَ ". قُلْتُ قَالَ لِي إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ مِنْ أَوَّلِهَا حَتَّى تَخْتِمَ {اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ} وَقَالَ لِي لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ وَلاَ يَقْرَبَكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ، وَكَانُوا أَحْرَصَ شَىْءٍ عَلَى الْخَيْرِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَمَا إِنَّهُ قَدْ صَدَقَكَ وَهُوَ كَذُوبٌ، تَعْلَمُ مَنْ تُخَاطِبُ مُنْذُ ثَلاَثِ لَيَالٍ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ". قَالَ لاَ. قَالَ " ذَاكَ شَيْطَانٌ ".
Osmân b. el-Heysem Ebû Amr [şöyle] dedi: Avf bize tahdis etti. [O] Muhammed b. Sîrîn’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ramazan zekâtını (fıtır sadakasını) korumam için beni vekil tayin etti. Derken [geceleyin] biri geldi ve yiyeceklerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve: ‘Vallahi seni mutlaka Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götüreceğim!’ dedim. [Adam]: ‘Ben muhtacım, bakmakla yükümlü olduğum bir ailem var ve çok şiddetli bir ihtiyaç içindeyim’ dedi. Bunun üzerine ona acıyıp serbest bıraktım. Sabah olunca Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ey Ebû Hüreyre! Dün geceki esirin ne yaptı?’ diye sordu. ‘Ey Allah’ın Resûlü! Şiddetli bir ihtiyaçtan ve ailesinden yakındı, ben de ona acıdım ve serbest bıraktım’ dedim. [Nebi]: ‘Dikkat et; o sana yalan söyledi ve tekrar gelecektir’ buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ‘tekrar gelecek’ demesinden dolayı geleceğini anladım ve onu beklemeye başladım. Gelip [yine] yiyeceklerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve: ‘Seni mutlaka Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götüreceğim!’ dedim. ‘Beni bırak; zira ben muhtacım ve bakmakla yükümlü olduğum bir ailem var, bir daha gelmem’ dedi. Yine ona acıdım ve serbest bıraktım. Sabah olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Ey Ebû Hüreyre! Esirin ne yaptı?’ diye sordu. ‘Ey Allah’ın Resûlü! Şiddetli bir ihtiyaçtan ve ailesinden yakındı, ben de ona acıdım ve serbest bıraktım’ dedim. [Resûlullah]: ‘Dikkat et; o sana yalan söyledi ve tekrar gelecektir’ buyurdu. Üçüncü defa onu bekledim. Gelip yiyeceklerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve: ‘Seni mutlaka Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götüreceğim! Bu, gelmeyeceğini iddia edip sonra gelmenin üçüncü ve sonuncusudur’ dedim. [Adam]: ‘Beni bırak, sana Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeler öğreteyim’ dedi. ‘Onlar nedir?’ diye sordum. ‘Yatağına girdiğinde Ayetü’l-Kürsî’yi —{ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَىُّ الْقَيُّومُ } ‘Allah, O’ndan başka ilah yoktur; diridir, kâimdir’ [ayetini]— sonuna kadar oku. Bunu yaparsan, sabaha kadar Allah tarafından senin üzerine bir koruyucu verilir ve şeytan sana yaklaşamaz’ dedi. Bunun üzerine onu serbest bıraktım. Sabah olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Dün geceki esirin ne yaptı?’ diye sordu. ‘Ey Allah’ın Resûlü! Bana, Allah’ın beni faydalandıracağı bazı kelimeler öğreteceğini iddia etti, ben de onu serbest bıraktım’ dedim. [Resûlullah]: ‘Onlar neymiş?’ diye sordu. ‘Bana; yatağıma girdiğimde Ayetü’l-Kürsî’yi başından sonuna kadar okumamı söyledi ve: “Sabaha kadar Allah tarafından bir koruyucu seninle olur ve şeytan sana yaklaşamaz” dedi’ cevabını verdim. Sahabiler hayır işlemeye en hırslı kimselerdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [şöyle] buyurdu: ‘Dikkat et; o kendisi çok yalancı olduğu halde [bu sefer] sana doğru söylemiştir. Ey Ebû Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?’ ‘Hayır’ dedim. [Resûlullah]: ‘O, şeytandı’ buyurdu.”