2416. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". قَالَ فَقَالَ الأَشْعَثُ فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ، كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ فَجَحَدَنِي، فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلَكَ بَيِّنَةٌ ". قُلْتُ لاَ. قَالَ فَقَالَ لِلْيَهُودِيِّ " احْلِفْ ". قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفَ، وَيَذْهَبَ بِمَالِي، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى آخِرِ الآيَةِ.
Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ebû Muâviye bize haber verdi. [O] el-A’meş’ten; [o] Şakîk’ten; [o da] Abdullah [b. Mes’ûd] radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim, Müslüman birinin malını elinden almak için yalan yere (fâcir) yemin ederse; Allah’ın huzuruna çıktığında O’nu kendisine gazap etmiş olarak bulur.” Bunun üzerine el-Eş’as şöyle dedi: “Vallahi bu benim hakkımda oldu. Benimle Yahudi bir adam arasında bir arazi [ihtilafı] vardı, [o ise hakkımı] inkâr etti. Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkardım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Bir delilin (beyyine) var mı?’ diye sordu. ‘Hayır’ dedim. [Bunun üzerine] Yahudiye: ‘Yemin et’ buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! O zaman hemen yemin eder ve malımı alıp gider’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً } ‘Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar...’ ayetini sonuna kadar (Âl-i İmrân, 77) indirdi.”