Husûmât (Davalar ve Anlaşmazlıklar) Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2410. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَيْسَرَةَ أَخْبَرَنِي قَالَ سَمِعْتُ النَّزَّالَ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَجُلاً، قَرَأَ آيَةً سَمِعْتُ مِنَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم خِلاَفَهَا، فَأَخَذْتُ بِيَدِهِ، فَأَتَيْتُ بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ كِلاَكُمَا مُحْسِنٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ أَظُنُّهُ قَالَ ‏"‏ لاَ تَخْتَلِفُوا فَإِنَّ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمُ اخْتَلَفُوا فَهَلَكُوا ‏"‏‏.‏

Ebû’l-Velîd bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şu’be bize tahdis etti. [O] Abdülmelik b. Meysere’den; [o] en-Nezzâl’den; [o da] Abdullah [b. Mes’ûd]’dan [naklederek şöyle dedi]: Abdullah [b. Mes’ûd] [şöyle] dedi: “Bir adamın bir ayeti, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğimden farklı bir şekilde okuduğunu duydum. Elinden tutup onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdüm. [Durumu anlatınca Resûlullah]: ‘Her ikiniz de güzel yapıyorsunuz (doğru okuyorsunuz)’ buyurdu.” Şu’be [devamla] şöyle dedi: Sanırım [Resûlullah]: “İhtilafa düşmeyin; zira sizden öncekiler ihtilafa düştüler de helak oldular” buyurdu.

2411. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اسْتَبَّ رَجُلاَنِ رَجُلٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَرَجُلٌ مِنَ الْيَهُودِ، قَالَ الْمُسْلِمُ وَالَّذِي اصْطَفَى مُحَمَّدًا عَلَى الْعَالَمِينَ، فَقَالَ الْيَهُودِيُّ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْعَالَمِينَ‏.‏ فَرَفَعَ الْمُسْلِمُ يَدَهُ عِنْدَ ذَلِكَ فَلَطَمَ وَجْهَ الْيَهُودِيِّ، فَذَهَبَ الْيَهُودِيُّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ بِمَا كَانَ مِنْ أَمْرِهِ وَأَمْرِ الْمُسْلِمِ، فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمُسْلِمَ فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ، فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُخَيِّرُونِي عَلَى مُوسَى، فَإِنَّ النَّاسَ يَصْعَقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَأَصْعَقُ مَعَهُمْ، فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ يُفِيقُ، فَإِذَا مُوسَى بَاطِشٌ جَانِبَ الْعَرْشِ، فَلاَ أَدْرِي أَكَانَ فِيمَنْ صَعِقَ فَأَفَاقَ قَبْلِي، أَوْ كَانَ مِمَّنِ اسْتَثْنَى اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Yahyâ b. Kazea bize tahdis etti, [o] dedi ki: İbrâhîm b. Sa’d bize tahdis etti. [O] İbn Şihâb’dan; [o] Ebû Seleme ve Abdurrahmân el-A’rec’den; [onlar da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: “Biri Müslümanlardan, diğeri Yahudilerden olan iki adam birbirlerine sövdüler. Müslüman olan: ‘Muhammed’i âlemlerin üzerine seçkin kılana yemin olsun ki [öyle değil]!’ dedi. Yahudi olan ise: ‘Mûsâ’yı âlemlerin üzerine seçkin kılana yemin olsun ki [öyle değil]!’ dedi. Bunun üzerine Müslüman olan elini kaldırdı ve Yahudi’nin yüzüne bir tokat attı. Yahudi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip kendisi ile o Müslüman arasında geçenleri haber verdi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem o Müslümanı çağırtıp durumu ona sordu; o da anlattı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Beni Mûsâ’ya üstün kılmayın (benim için böyle bir mukayese yapmayın); zira kıyamet günü insanlar bayılacaklar (yasa’kûne), onlarla beraber ben de bayılacağım. Ayılanların ilki ben olacağım; bir de bakacağım ki Mûsâ, Arş’ın kenarına sımsıkı tutunmuş duruyor. Bayılanlar arasında olup da benden önce mi ayıldı, yoksa Allah’ın [bayılmaktan] istisna kıldığı kimselerden miydi bilemiyorum.’”

2412. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسٌ جَاءَ يَهُودِيٌّ، فَقَالَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ ضَرَبَ وَجْهِي رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِكَ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ ‏"‏‏.‏ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ادْعُوهُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَضَرَبْتَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ سَمِعْتُهُ بِالسُّوقِ يَحْلِفُ وَالَّذِي اصْطَفَى مُوسَى عَلَى الْبَشَرِ‏.‏ قُلْتُ أَىْ خَبِيثُ، عَلَى مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَتْنِي غَضْبَةٌ ضَرَبْتُ وَجْهَهُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تُخَيِّرُوا بَيْنَ الأَنْبِيَاءِ، فَإِنَّ النَّاسَ يَصْعَقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَأَكُونُ أَوَّلَ مَنْ تَنْشَقُّ عَنْهُ الأَرْضُ، فَإِذَا أَنَا بِمُوسَى آخِذٌ بِقَائِمَةٍ مِنْ قَوَائِمِ الْعَرْشِ، فَلاَ أَدْرِي أَكَانَ فِيمَنْ صَعِقَ، أَمْ حُوسِبَ بِصَعْقَةِ الأُولَى ‏"‏‏.‏

Mûsâ b. İsmâîl bize tahdis etti, [o] dedi ki: Vüheyb bize tahdis etti, [o] dedi ki: Amr b. Yahyâ bize tahdis etti. [O] babasından; [o da] Ebû Saîd el-Hudrî radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in oturduğu bir sırada bir Yahudi geldi ve: “Ey Ebû’l-Kâsım! Senin ashabından bir adam yüzüme vurdu” dedi. [Resûlullah]: “Kim?” diye sordu. Yahudi: “Ensâr’dan bir adam” cevabını verdi. [Resûlullah]: “Onu çağırın!” buyurdu. [Sahabi gelince]: “Ona sen mi vurdun?” diye sordu. Sahabi: “Onu pazarda: ‘Mûsâ’yı insanlar üzerine seçkin kılana yemin olsun ki...’ diyerek yemin ederken işittim. Ben de: ‘Ey habis adam! Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e rağmen mi [böyle diyorsun]?’ dedim. O an bir öfkeye kapıldım ve yüzüne vurdum” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Peygamberler arasında [bu şekilde] üstünlük yarıştırmayın; zira kıyamet günü insanlar bayılacaklar (yasa’kûne). Yerden [dirilip] ilk çıkan ben olacağım; bir de bakacağım ki Mûsâ, Arş’ın direklerinden (kâime) birini tutmuş duruyor. Bayılanlar arasında olup da [benden önce mi ayıldı], yoksa o ilk baygınlığı (sa’ka) ile mi yetinildi (tekrar bayılmadı mı) bilemiyorum.”

2413. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ يَهُودِيًّا، رَضَّ رَأْسَ جَارِيَةٍ بَيْنَ حَجَرَيْنِ، قِيلَ مَنْ فَعَلَ هَذَا بِكِ أَفُلاَنٌ، أَفُلاَنٌ حَتَّى سُمِّيَ الْيَهُودِيُّ فَأَوْمَتْ بِرَأْسِهَا، فَأُخِذَ الْيَهُودِيُّ فَاعْتَرَفَ، فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرُضَّ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ‏.‏

Mûsâ bize tahdis etti, [o] dedi ki: Hemmâm bize tahdis etti. [O] Katâde’den; [o da] Enes radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle dedi]: “Bir Yahudi, bir cariyenin başını iki taş arasında ezmişti. [Cariyeye]: ‘Bunu sana kim yaptı; falan mı, filan mı?’ diye soruldu. Nihayet o Yahudi’nin ismi zikredilince başıyla [evet anlamında] işaret etti. Bunun üzerine Yahudi yakalandı ve [suçunu] itiraf etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem de onun [cezalandırılmasını] emretti; [ceza olarak] onun da başı iki taş arasında ezildi.”

2414. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَجُلٌ يُخْدَعُ فِي الْبَيْعِ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا بَايَعْتَ فَقُلْ لاَ خِلاَبَةَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَ يَقُولُهُ‏.‏

Mûsâ b. İsmâîl bize tahdis etti, [o] dedi ki: Abdülazîz b. Müslim bize tahdis etti, [o] dedi ki: Abdullah b. Dînâr bize tahdis etti. [O] İbn Ömer radıyallâhu anhumâ’yı [şöyle] derken işitmiş: “Bir adam alışverişte aldatılıyordu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: ‘Alışveriş yaptığında: “Aldatmak yoktur!” de’ buyurdu. O adam artık [alışverişlerinde] bunu söylüyordu.”

2415. Hadis

حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، أَعْتَقَ عَبْدًا لَهُ، لَيْسَ لَهُ مَالٌ غَيْرُهُ، فَرَدَّهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَابْتَاعَهُ مِنْهُ نُعَيْمُ بْنُ النَّحَّامِ‏.‏

Âsım b. Alî bize tahdis etti, [o] dedi ki: İbn Ebî Zi’b bize tahdis etti. [O] Muhammed b. el-Münkedir’den; [o da] Câbir radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle dedi]: “Bir adam, kendisinden başka malı olmayan bir kölesini azat etmişti. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu [azat işlemini] iptal etti (reddehu) [ve o adamın geçimini sağlamak için köleyi satışa çıkardı]. Köleyi ondan Nuaym b. en-Nahhâm satın aldı.”

2416. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَالَ الأَشْعَثُ فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ، كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ فَجَحَدَنِي، فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلَكَ بَيِّنَةٌ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لاَ‏.‏ قَالَ فَقَالَ لِلْيَهُودِيِّ ‏"‏ احْلِفْ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفَ، وَيَذْهَبَ بِمَالِي، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ‏.‏

Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ebû Muâviye bize haber verdi. [O] el-A’meş’ten; [o] Şakîk’ten; [o da] Abdullah [b. Mes’ûd] radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim, Müslüman birinin malını elinden almak için yalan yere (fâcir) yemin ederse; Allah’ın huzuruna çıktığında O’nu kendisine gazap etmiş olarak bulur.” Bunun üzerine el-Eş’as şöyle dedi: “Vallahi bu benim hakkımda oldu. Benimle Yahudi bir adam arasında bir arazi [ihtilafı] vardı, [o ise hakkımı] inkâr etti. Onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkardım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: ‘Bir delilin (beyyine) var mı?’ diye sordu. ‘Hayır’ dedim. [Bunun üzerine] Yahudiye: ‘Yemin et’ buyurdu. Ben: ‘Ey Allah’ın Resûlü! O zaman hemen yemin eder ve malımı alıp gider’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً } ‘Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar...’ ayetini sonuna kadar (Âl-i İmrân, 77) indirdi.”

2418. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ كَعْبٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ تَقَاضَى ابْنَ أَبِي حَدْرَدٍ دَيْنًا كَانَ لَهُ عَلَيْهِ فِي الْمَسْجِدِ، فَارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا حَتَّى سَمِعَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي بَيْتِهِ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمَا، حَتَّى كَشَفَ سِجْفَ حُجْرَتِهِ فَنَادَى ‏"‏ يَا كَعْبُ ‏"‏‏.‏ قَالَ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ ضَعْ مِنْ دَيْنِكَ هَذَا ‏"‏‏.‏ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ، أَىِ الشَّطْرَ‏.‏ قَالَ لَقَدْ فَعَلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قُمْ فَاقْضِهِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Osmân b. Ömer bize tahdis etti, [o] dedi ki: Yûnus bize haber verdi. [O] Zührî’den; [o] Abdullah b. Ka’b b. Mâlik’ten; [o da] Ka’b radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle dedi]: Ka’b, İbn Ebî Hadred’den alacağı olan borcu [ödemesini] mescitte istedi. Derken sesleri yükseldi, öyle ki evinde bulunan Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bile [onları] işitti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hücresinin perdesini (sicf) açarak yanlarına çıktı ve: “Ey Ka’b!” diye seslendi. Ka’b: “Buyur ey Allah’ın Resûlü!” dedi. [Resûlullah], borcun yarısını (şatr) kastedecek şekilde eliyle işaret ederek: “Şu borcundan vazgeç (indir)” buyurdu. Ka’b: “Yaptım (vazgeçtim) ey Allah’ın Resûlü!” dedi. Bunun üzerine [Resûlullah, İbn Ebî Hadred’e]: “Kalk ve ona [borcunu] öde!” buyurdu.

2419. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ، يَقْرَأُ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلَى غَيْرِ مَا أَقْرَؤُهَا، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْرَأَنِيهَا، وَكِدْتُ أَنْ أَعْجَلَ عَلَيْهِ، ثُمَّ أَمْهَلْتُهُ حَتَّى انْصَرَفَ، ثُمَّ لَبَّبْتُهُ بِرِدَائِهِ فَجِئْتُ بِهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ إِنِّي سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأُ عَلَى غَيْرِ مَا أَقْرَأْتَنِيهَا، فَقَالَ لِي ‏"‏ أَرْسِلْهُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ لَهُ ‏"‏ اقْرَأْ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ لِي ‏"‏ اقْرَأْ ‏"‏‏.‏ فَقَرَأْتُ فَقَالَ ‏"‏ هَكَذَا أُنْزِلَتْ‏.‏ إِنَّ الْقُرْآنَ أُنْزِلَ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ فَاقْرَءُوا مِنْهُ مَا تَيَسَّرَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yûsuf bize tahdis etti, [o] dedi ki: Mâlik bize haber verdi. [O] İbn Şihâb’dan; [o] Urve b. ez-Zübeyr’den; [o] Abdurrahmân b. Abd el-Kârî’den [nakletti]. [Abdurrahmân] şöyle dedi: Ömer b. el-Hattâb radıyallâhu anh’ı [şöyle] derken işitmiş: “Hişâm b. Hakîm b. Hizâm’ı Furkân Suresi’ni okurken işittim; benim okuduğumdan farklı [bir şekilde] okuyordu. Halbuki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu bana [bizzat] okutmuştu. Az kalsın üzerine atılacaktım fakat namazını bitirinceye kadar bekledim. Sonra yakasından (lebbebtühû) ridasıyla sıkıca tutup onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdüm. ‘Ben bunun, senin bana okuttuğundan farklı bir şekilde okuduğunu işittim’ dedim. [Resûlullah] bana: ‘Onu bırak’ dedi. Sonra ona: ‘Oku’ buyurdu. O okudu. [Resûlullah]: ‘Böyle indirildi’ buyurdu. Sonra bana: ‘Oku’ buyurdu. Ben de okudum. [Resûlullah yine]: ‘Böyle indirildi. Şüphesiz Kur’an yedi harf (lehçe/tarz) üzerine indirilmiştir; ondan kolayınıza geleni okuyun’ buyurdu.”

2420. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَتُقَامَ ثُمَّ أُخَالِفَ إِلَى مَنَازِلِ قَوْمٍ لاَ يَشْهَدُونَ الصَّلاَةَ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Beşşâr bize tahdis etti, [o] dedi ki: Muhammed b. Ebî Adî bize tahdis etti. [O] Şu’be’den; [o] Sa’d b. İbrâhîm’den; [o] Humeyd b. Abdurrahmân’dan; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İçimden öyle geçti ki; namazın kılınmasını emredeyim ve namaz başlasın, sonra da namaza gelmeyen bir grup insanın evlerine gidip onları başlarına yıkayım (yakayım).”

2421. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ عَبْدَ بْنَ زَمْعَةَ، وَسَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي ابْنِ أَمَةِ زَمْعَةَ فَقَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوْصَانِي أَخِي إِذَا قَدِمْتُ أَنْ أَنْظُرَ ابْنَ أَمَةِ زَمْعَةَ فَأَقْبِضَهُ، فَإِنَّهُ ابْنِي‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ أَخِي وَابْنُ أَمَةِ أَبِي، وُلِدَ عَلَى فِرَاشِ أَبِي‏.‏ فَرَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَبَهًا بَيِّنًا فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ بْنَ زَمْعَةَ، الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَاحْتَجِبِي مِنْهُ يَا سَوْدَةُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, [o] dedi ki: Süfyân bize tahdis etti. [O] Zührî’den; [o] Urve’den; [o da] Âişe radıyallâhu anhâ’dan [naklederek şöyle dedi]: Abd b. Zem’a ile Sa’d b. Ebî Vakkâs, Zem’a’nın cariyesinden doğan bir çocuk hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzurunda davalaştılar. Sa’d: “Ey Allah’ın Resûlü! Kardeşim [Utbe], Medine’ye geldiğimde Zem’a’nın cariyesinin oğluna bakmamı ve onu yanıma almamı vasiyet etmişti; çünkü o onun oğludur” dedi. Abd b. Zem’a ise: “O benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur; babamın döşeğinde doğmuştur” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [çocukta Utbe’ye olan] açık benzerliği gördü ve: “O senindir (kardeşindir) ey Abd b. Zem’a! Çocuk, [içinde doğduğu] döşeğe aittir. Ey Sevde! Sen de ondan sakın (hicaba gir)!” buyurdu.

2422. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْلاً قِبَلَ نَجْدٍ، فَجَاءَتْ بِرَجُلٍ مِنْ بَنِي حَنِيفَةَ يُقَالُ لَهُ ثُمَامَةُ بْنُ أُثَالٍ سَيِّدُ أَهْلِ الْيَمَامَةِ، فَرَبَطُوهُ بِسَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ، فَخَرَجَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ‏"‏‏.‏ قَالَ عِنْدِي يَا مُحَمَّدُ خَيْرٌ‏.‏ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ قَالَ ‏"‏ أَطْلِقُوا ثُمَامَةَ ‏"‏‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, [o] dedi ki: Leys bize tahdis etti. [O] Saîd b. Ebî Saîd’den [nakletti]. [Saîd], Ebû Hüreyre radıyallâhu anhumâ’yı [şöyle] derken işitmiş: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Necid tarafına bir süvari birliği gönderdi. Onlar, Benî Hanîfe kabilesinden olan Yemâme ehlinin efendisi Sümâme b. Üsâl adında bir adamı [esir alıp] getirdiler ve onu mescidin direklerinden birine bağladılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına çıkıp: ‘Ey Sümâme! Yanında (durumun hakkında) ne var?’ diye sordu. O: ‘Ey Muhammed! Yanımda hayır var’ dedi.” [Ravi] hadisin geri kalanını zikretti; [nihayet Resûlullah]: “Sümâme’yi serbest bırakın!” buyurdu.

2423. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْلاً قِبَلَ نَجْدٍ، فَجَاءَتْ بِرَجُلٍ مِنْ بَنِي حَنِيفَةَ يُقَالُ لَهُ ثُمَامَةُ بْنُ أُثَالٍ فَرَبَطُوهُ بِسَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ‏.‏

Abdullah b. Yûsuf bize tahdis etti, [o] dedi ki: Leys bize tahdis etti. [O] Saîd b. Ebî Saîd’den [nakletti]. [Saîd], Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’ı [şöyle] derken işitmiş: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Necid tarafına bir süvari birliği gönderdi. Onlar, Benî Hanîfe kabilesinden olan Sümâme b. Üsâl adında bir adamı [esir alıp] getirdiler ve onu mescidin direklerinden birine bağladılar.”

2424. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ،‏.‏ وَقَالَ غَيْرُهُ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ كَانَ لَهُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي حَدْرَدٍ الأَسْلَمِيِّ دَيْنٌ، فَلَقِيَهُ فَلَزِمَهُ، فَتَكَلَّمَا حَتَّى ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا، فَمَرَّ بِهِمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَا كَعْبُ ‏"‏‏.‏ وَأَشَارَ بِيَدِهِ كَأَنَّهُ يَقُولُ النِّصْفَ، فَأَخَذَ نِصْفَ مَا عَلَيْهِ وَتَرَكَ نِصْفًا‏.‏

Yahyâ b. Bükeyr bize tahdis etti, [o] dedi ki: Leys bize tahdis etti, [o] dedi ki: Ca’fer b. Rebîa bize tahdis etti. Bir başkası [ise şöyle] dedi: Leys bana tahdis etti, [o] dedi ki: Ca’fer b. Rebîa bana, Abdurrahmân b. Hürmüz’den; [o] Abdullah b. Ka’b b. Mâlik el-Ensârî’den; [o da] Ka’b b. Mâlik radıyallâhu anh’dan [naklederek şöyle] tahdis etti: Ka’b’ın, Abdullah b. Ebî Hadred el-Eslemî’den alacağı vardı. Onunla karşılaşınca yakasına yapıştı (le-zemehu); derken konuşurlarken sesleri yükseldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanlarından geçerken: “Ey Ka’b!” diye seslendi ve sanki “Yarısını [indir]” der gibi eliyle işaret etti. Bunun üzerine Ka’b alacağının yarısını aldı, yarısından ise vazgeçti.”

2425. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ خَبَّابٍ، قَالَ كُنْتُ قَيْنًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَكَانَ لِي عَلَى الْعَاصِ بْنِ وَائِلٍ دَرَاهِمُ، فَأَتَيْتُهُ أَتَقَاضَاهُ فَقَالَ لاَ أَقْضِيكَ حَتَّى تَكْفُرَ بِمُحَمَّدٍ، فَقُلْتُ لاَ وَاللَّهِ لاَ أَكْفُرُ بِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم حَتَّى يُمِيتَكَ اللَّهُ ثُمَّ يَبْعَثَكَ‏.‏ قَالَ فَدَعْنِي حَتَّى أَمُوتَ ثُمَّ أُبْعَثَ فَأُوتَى مَالاً وَوَلَدًا، ثُمَّ أَقْضِيَكَ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏أَفَرَأَيْتَ الَّذِي كَفَرَ بِآيَاتِنَا وَقَالَ لأُوتَيَنَّ مَالاً وَوَلَدًا‏}‏ الآيَةَ‏.‏

İshâk bize tahdis etti, [o] dedi ki: Vehb b. Cerîr b. Hâzim bize haber verdi, [o] dedi ki: Şu’be bize haber verdi. [O] el-A’meş’ten; [o] Ebû’d-Duha’dan; [o] Mesrûk’tan; [o da] Habbâb’dan [naklederek] şöyle dedi: “Câhiliye döneminde demirciydim. el-Âs b. Vâil’den alacağım bir miktar dirhemim vardı. Hakkımı istemek için ona gittiğimde: ‘Sen Muhammed’i inkâr etmedikçe sana [borcumu] ödemem’ dedi. Ben de: ‘Hayır, vallahi Allah senin canını alıp sonra seni diriltinceye kadar Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’i asla inkâr etmem’ dedim. [el-Âs]: ‘O halde beni bırak; ölüp de sonra diriltildiğimde bana mal ve çocuk verilir, o zaman sana öderim’ dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ: { أَفَرَأَيْتَ الَّذِي كَفَرَ بِآيَاتِنَا وَقَالَ لأُوتَيَنَّ مَالاً وَوَلَدًا } ‘Ayetlerimizi inkâr eden ve “Bana mutlaka mal ve çocuk verilecektir” diyen o adamı gördün mü?’ ayetini (Meryem, 77) indirdi.”