2709. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ تُوُفِّيَ أَبِي وَعَلَيْهِ دَيْنٌ، فَعَرَضْتُ عَلَى غُرَمَائِهِ أَنْ يَأْخُذُوا التَّمْرَ بِمَا عَلَيْهِ، فَأَبَوْا وَلَمْ يَرَوْا أَنَّ فِيهِ وَفَاءً، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ، فَقَالَ " إِذَا جَدَدْتَهُ فَوَضَعْتَهُ فِي الْمِرْبَدِ آذَنْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ". فَجَاءَ وَمَعَهُ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَجَلَسَ عَلَيْهِ، وَدَعَا بِالْبَرَكَةِ ثُمَّ قَالَ " ادْعُ غُرَمَاءَكَ، فَأَوْفِهِمْ ". فَمَا تَرَكْتُ أَحَدًا لَهُ عَلَى أَبِي دَيْنٌ إِلاَّ قَضَيْتُهُ، وَفَضَلَ ثَلاَثَةَ عَشَرَ وَسْقًا سَبْعَةٌ عَجْوَةٌ، وَسِتَّةٌ لَوْنٌ أَوْ سِتَّةٌ عَجْوَةٌ وَسَبْعَةٌ لَوْنٌ، فَوَافَيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَغْرِبَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَضَحِكَ فَقَالَ " ائْتِ أَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ فَأَخْبِرْهُمَا ". فَقَالاَ لَقَدْ عَلِمْنَا إِذْ صَنَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا صَنَعَ أَنْ سَيَكُونُ ذَلِكَ. وَقَالَ هِشَامٌ عَنْ وَهْبٍ عَنْ جَابِرٍ صَلاَةَ الْعَصْرِ. وَلَمْ يَذْكُرْ أَبَا بَكْرٍ وَلاَ ضَحِكَ، وَقَالَ وَتَرَكَ أَبِي عَلَيْهِ ثَلاَثِينَ وَسْقًا دَيْنًا. وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ عَنْ وَهْبٍ عَنْ جَابِرٍ صَلاَةَ الظُّهْرِ.
Muhammed b. Beşşâr bana tahdis etti. [Dedi ki]: Abdülvehhâb bize tahdis etti. [Dedi ki]: Ubeydullah bize tahdis etti. [O] Vehb b. Keysân'dan, [o da] Câbir b. Abdullah —radıyallahu anhumâ—'dan [nakletti]. [Câbir] şöyle demiştir: Babam [şehit olduğunda] üzerinde borç bırakmıştı. Ben de alacaklılarına, borca karşılık hurmaları almalarını teklif ettim; fakat borcun tamamını karşılamayacağını düşünerek kabul etmediler. Bunun üzerine Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—'e gelip durumu anlattım. [Efendimiz]: “Hurmaları topladığında ve onları harman yerine [mirbed] koyduğunda bana haber ver,” buyurdu. [Haber verince] yanına Ebu Bekir ve Ömer'i de alarak geldi ve [hurma yığınının] üzerine oturdu; ardından bereket duası etti. Sonra: “Alacaklılarını çağır ve onlara borçlarını öde!” buyurdu. Babamın üzerinde alacağı olan hiç kimse kalmayacak şekilde borçların tamamını ödedim. Hatta geriye on üç vesk arttı: Bunların yedisi acve, altısı levin [karışık hurma] idi —veya altısı acve yedisi levin idi—. Resulullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— ile akşam namazında karşılaştığımda durumu ona anlattım. [Efendimiz] güldü ve: “Ebu Bekir ve Ömer'e git, onlara da müjdeyi ver,” buyurdu. [Gidip söylediğimde] onlar: “Resulullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— o işlemi [duayı] yapınca böyle bir bereketin tecelli edeceğini zaten anlamıştık,” dediler. Hişam, Vehb kanalıyla Câbir'den yaptığı rivayette vaktin ikindi namazı olduğunu belirtmiş; Ebu Bekir'i ve Peygamber'in gülmesini zikretmemiş, ancak babasının üzerinde otuz vesk borç bıraktığını kaydetmiştir. İbn İshak ise vaktin öğle namazı olduğunu söylemiştir.