2734. Hadis
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ هُرْمُزَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً سَأَلَ بَعْضَ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنْ يُسْلِفَهُ أَلْفَ دِينَارِ، فَدَفَعَهَا إِلَيْهِ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى. وَقَالَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ وَعَطَاءٌ إِذَا أَجَّلَهُ فِي الْقَرْضِ جَازَ.
Leys [b. Sa'd] dedi ki: Cafer b. Rabia bana, Abdurrahman b. Hürmüz'den, [o da] Ebu Hureyre —radıyallahu anh—'dan [naklederek] tahdis etti. [Ravi], Resulullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—'in [şöyle bir kıssa] anlattığını nakletti: İsrailoğulları'ndan bir adam, yine onlardan bir kimseden kendisine bin dinar ödünç [selef] vermesini istemiş; o kimse de bu parayı ona belirli bir vadeye [ecel] kadar teslim etmiştir. İbn Ömer —radıyallahu anhumâ— ve Atâ: “Borç [karz] verirken bir vade belirlenirse bu caizdir,” demişlerdir.