2813. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا رَجَعَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ وَوَضَعَ السِّلاَحَ وَاغْتَسَلَ، فَأَتَاهُ جِبْرِيلُ وَقَدْ عَصَبَ رَأْسَهُ الْغُبَارُ فَقَالَ وَضَعْتَ السِّلاَحَ، فَوَاللَّهِ مَا وَضَعْتُهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَأَيْنَ ". قَالَ هَا هُنَا. وَأَوْمَأَ إِلَى بَنِي قُرَيْظَةَ. قَالَتْ فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed bize tahdis etti. [Dedi ki]: Abde bize haber verdi. [O] Hişam b. Urve'den, [o] babasından, [o da] Aişe'den [—radıyallâhu anhâ—] nakletti ki: “Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— Hendek günü [savaştan] dönüp silahını bıraktığında ve yıkandığında, Cebrail —başını toz kaplamış olduğu halde— ona geldi ve dedi ki: ‘Silahını bıraktın mı? Vallahi ben [onu] bırakmadım.’ Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem—: ‘Peki nereye?’ diye sordu. O da: ‘İşte buraya,’ dedi ve Beni Kurayza tarafını işaret etti. Bunun üzerine Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— onlara doğru yola çıktı.”