2903. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ لَمَّا كُسِرَتْ بَيْضَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِهِ وَأُدْمِيَ وَجْهُهُ، وَكُسِرَتْ رَبَاعِيَتُهُ، وَكَانَ عَلِيٌّ يَخْتَلِفُ بِالْمَاءِ فِي الْمِجَنِّ، وَكَانَتْ فَاطِمَةُ تَغْسِلُهُ، فَلَمَّا رَأَتِ الدَّمَ يَزِيدُ عَلَى الْمَاءِ كَثْرَةً عَمَدَتْ إِلَى حَصِيرٍ، فَأَحْرَقَتْهَا وَأَلْصَقَتْهَا عَلَى جُرْحِهِ، فَرَقَأَ الدَّمُ.
Bize Saîd b. Ufayr tahdis etti. Bize Ya’kûb b. Abdurrahman, Ebû Hâzim’den, o Sehl’den [naklettiğine göre]; o şöyle dedi: (Uhud gününde) Nebi'nin —sallallâhu aleyhi ve sellem— başındaki migferi kırılıp yüzü kanatıldığı ve (bir) dişinin kırıldığı sırada; Ali kalkanı ile su getirip götürüyor, Fâtıma da onun yüzünü yıkıyordu. (Fâtıma) suyun kanı daha da çoğalttığını (artırdığını) görünce bir hasır parçasına yöneldi, onu yaktı ve (küllerini) yarasının üzerine yapıştırdı. Bunun üzerine kan durdu.