2930. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، وَسَأَلَهُ، رَجُلٌ أَكُنْتُمْ فَرَرْتُمْ يَا أَبَا عُمَارَةَ يَوْمَ حُنَيْنٍ قَالَ لاَ، وَاللَّهِ مَا وَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَلَكِنَّهُ خَرَجَ شُبَّانُ أَصْحَابِهِ وَأَخِفَّاؤُهُمْ حُسَّرًا لَيْسَ بِسِلاَحٍ، فَأَتَوْا قَوْمًا رُمَاةً، جَمْعَ هَوَازِنَ وَبَنِي نَصْرٍ، مَا يَكَادُ يَسْقُطُ لَهُمْ سَهْمٌ، فَرَشَقُوهُمْ رَشْقًا مَا يَكَادُونَ يُخْطِئُونَ، فَأَقْبَلُوا هُنَالِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ عَلَى بَغْلَتِهِ الْبَيْضَاءِ، وَابْنُ عَمِّهِ أَبُو سُفْيَانَ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَقُودُ بِهِ، فَنَزَلَ وَاسْتَنْصَرَ ثُمَّ قَالَ أَنَا النَّبِيُّ لاَ كَذِبْ أَنَا ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبْ ثُمَّ صَفَّ أَصْحَابَهُ.
Bize Amr b. Hâlid tahdis etti. Bize Zuheyr tahdis etti. Bize Ebû İshâk tahdis etti. [Ebû İshâk] dedi ki: el-Berâ’yı [şöyle] derken işittim: —Bir adam ona: "Ey Ebû Umâre! Huneyn günü sizler firar mı ettiniz?" diye sordu.— [O da] şöyle dedi: "Hayır, Vallahi Resûlullah —sallallâhu aleyhi ve sellem— arkasını dönüp kaçmadı. Lakin onun ashabından genç ve hafif [teçhizatlı] olanlar, silahsız [veya zırhsız] bir halde çıktılar. Hevâzin ve Benî Nasr’ın okçu birliklerinden oluşan bir kavme rastladılar ki onlar neredeyse hiçbir oku boşa atmazlardı. Onları öyle bir ok yağmuruna tuttular ki neredeyse hiç sektirmiyorlardı. Bunun üzerine [ashab] orada beyaz katırının üzerinde bulunan Nebi —sallallâhu aleyhi ve sellem—’e yöneldiler. Amcasının oğlu Ebû Süfyân b. el-Hâris b. Abdülmuttalib, [katırın yularını] çekerek ona öncülük ediyordu. [Nebi] katırından indi ve [Allah'tan] yardım diledi, sonra da şöyle buyurdu: 'Ben Nebi'yim, yalan yok; ben Abdülmuttalib'in oğluyum!' Sonra da ashabını saf haline getirdi."