Gazveler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3978. Hadis

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ رَفَعَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ فِي قَبْرِهِ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهُ لَيُعَذَّبُ بِخَطِيئَتِهِ وَذَنْبِهِ، وَإِنَّ أَهْلَهُ لَيَبْكُونَ عَلَيْهِ الآنَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَذَاكَ مِثْلُ قَوْلِهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْقَلِيبِ وَفِيهِ قَتْلَى بَدْرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَقَالَ لَهُمْ مَا قَالَ إِنَّهُمْ لَيَسْمَعُونَ مَا أَقُولُ‏.‏ إِنَّمَا قَالَ ‏"‏ إِنَّهُمُ الآنَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّ مَا كُنْتُ أَقُولُ لَهُمْ حَقٌّ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَرَأَتْ ‏{‏إِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ الْمَوْتَى‏}‏ ‏{‏وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ‏}‏ تَقُولُ حِينَ تَبَوَّءُوا مَقَاعِدَهُمْ مِنَ النَّارِ‏.‏

Ubeyd b. İsmâil bana söyledi, [dedi ki]: Ebû Üsâme bize söyledi; [o] Hişâm'dan, [o] babasından [Urve'den nakletti] ki; [Urve] şöyle demiştir: Âişe radıyallahu anhâ'nın yanında; İbn Ömer'in, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den: 'Muhakkak ki ölü, ailesinin [kendisine feryat figan] ağlaması sebebiyle kabrinde azap görür' [şeklinde bir hadis] rivayet ettiği zikredildi. Bunun üzerine [Âişe] şöyle dedi: 'Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [aslında]: "Şüphesiz o [ölü], hatası ve günahı sebebiyle azap görmektedir; ailesi ise şu an [başucunda] ona ağlıyorlar" buyurmuştur.' [Âişe devamla] dedi ki: 'Bu durum, şuna benzer; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bedir kuyusunun kenarında durup, orada müşriklerin ölüleri varken onlar hakkında bir şeyler söylemişti de [bazıları bu sözü] "Söylediklerimi muhakkak ki onlar işitiyorlar" [şeklinde nakletmişlerdi]. Halbuki O [aslında]: "Şüphesiz şu an onlar, kendilerine söylediklerimin hak [gerçek] olduğunu biliyorlar" buyurmuştur.' Sonra [Hz. Âişe şu ayetleri] okudu: { إِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ الْمَوْتَى } "Şüphesiz sen ölülere işittiremezsin" (Neml, 80) ve { وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ } "Sen kabirde olanlara [bir şey] işittirecek değilsin" (Fâtır, 22). [Âişe bunu], o kâfirler ateşteki yerlerine yerleştikleri zaman [gerçeği anlayacakları] hakkında söylemektedir.