4189. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَابِقٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حَصِينٍ، قَالَ قَالَ أَبُو وَائِلٍ لَمَّا قَدِمَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ مِنْ صِفِّينَ أَتَيْنَاهُ نَسْتَخْبِرُهُ فَقَالَ اتَّهِمُوا الرَّأْىَ، فَلَقَدْ رَأَيْتُنِي يَوْمَ أَبِي جَنْدَلٍ وَلَوْ أَسْتَطِيعُ أَنْ أَرُدَّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمْرَهُ لَرَدَدْتُ، وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، وَمَا وَضَعْنَا أَسْيَافَنَا عَلَى عَوَاتِقِنَا لأَمْرٍ يُفْظِعُنَا إِلاَّ أَسْهَلْنَ بِنَا إِلَى أَمْرٍ نَعْرِفُهُ قَبْلَ هَذَا الأَمْرِ، مَا نَسُدُّ مِنْهَا خُصْمًا إِلاَّ انْفَجَرَ عَلَيْنَا خُصْمٌ مَا نَدْرِي كَيْفَ نَأْتِي لَهُ.
Hasan b. İshâk bize anlattı, [dedi ki]: Muhammed b. Sâbık bize anlattı, [dedi ki]: Mâlik b. Miğvel bize anlattı, [dedi ki]: Ebû Hasîn’den işittim; o şöyle dedi: Ebû Vâil dedi ki: Sehl b. Huneyf Sıffîn’den geldiği zaman, haber sormak üzere ona gittik. Dedi ki: "(Kendi) görüşünüzü (rayinizi) suçlayın (ona güvenmeyin)! Ben Ebû Cendel günü (Hudeybiye’de) kendimi gördüm. Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in emrini reddetmeye gücüm yetseydi mutlaka reddederdim. Allah ve Resûlü en iyi bilendir. Bizi korkutan/zorlayan hiçbir iş için kılıçlarımızı omuzlarımıza koymadık ki, (o kılıçlar) bizi bildiğimiz (çözebileceğimiz) kolay bir yola çıkarmış olmasın; ancak bu iş (fitne) hariç. (Bu fitnede) ne zaman bir gediği kapatsak üzerimize (başka yerden) bir gedik patlıyor (açılıyor), ona nasıl yaklaşacağımızı bilemiyoruz."