Gazveler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4318. Hadis

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي لَيْثٌ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَخِي ابْنِ شِهَابٍ،، قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ شِهَابٍ وَزَعَمَ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ أَنَّ مَرْوَانَ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ حِينَ جَاءَهُ وَفْدُ هَوَازِنَ مُسْلِمِينَ، فَسَأَلُوهُ أَنْ يَرُدَّ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ وَسَبْيَهُمْ، فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَعِي مَنْ تَرَوْنَ، وَأَحَبُّ الْحَدِيثِ إِلَىَّ أَصْدَقُهُ، فَاخْتَارُوا إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ إِمَّا السَّبْىَ، وَإِمَّا الْمَالَ، وَقَدْ كُنْتُ اسْتَأْنَيْتُ بِكُمْ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ أَنْظَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضْعَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، حِينَ قَفَلَ مِنَ الطَّائِفِ، فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَيْرُ رَادٍّ إِلَيْهِمْ إِلاَّ إِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ قَالُوا فَإِنَّا نَخْتَارُ سَبْيَنَا‏.‏ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمُسْلِمِينَ، فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ، فَإِنَّ إِخْوَانَكُمْ قَدْ جَاءُونَا تَائِبِينَ، وَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ أَنْ أَرُدَّ إِلَيْهِمْ سَبْيَهُمْ، فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُطَيِّبَ ذَلِكَ فَلْيَفْعَلْ، وَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يَكُونَ عَلَى حَظِّهِ، حَتَّى نُعْطِيَهُ إِيَّاهُ مِنْ أَوَّلِ مَا يُفِيءُ اللَّهُ عَلَيْنَا، فَلْيَفْعَلْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ النَّاسُ قَدْ طَيَّبْنَا ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّا لاَ نَدْرِي مَنْ أَذِنَ مِنْكُمْ فِي ذَلِكَ مِمَّنْ لَمْ يَأْذَنْ فَارْجِعُوا حَتَّى يَرْفَعَ إِلَيْنَا عُرَفَاؤُكُمْ أَمْرَكُمْ ‏"‏‏.‏ فَرَجَعَ النَّاسُ فَكَلَّمَهُمْ عُرَفَاؤُهُمْ ثُمَّ رَجَعُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ أَنَّهُمْ قَدْ طَيَّبُوا وَأَذِنُوا‏.‏ هَذَا الَّذِي بَلَغَنِي عَنْ سَبْىِ هَوَازِنَ‏.‏

Bize Saîd b. Ufeyr anlattı, dedi ki: Bana Leys anlattı, (dedi ki): Bana Ukayl anlattı, o İbn Şihâb’dan [nakletti]. (Diğer senetle) bana İshâk anlattı, bize Ya’kûb b. İbrâhîm anlattı, bize İbn Şihâb’ın kardeşinin oğlu anlattı. Muhammed b. Şihâb dedi ki: Urve b. Zübeyr, Mervân ve Misver b. Mahreme’nin kendisine (şunu) haber verdiklerini söyledi: "Hevâzin heyeti Müslüman olmuş bir halde Resûlullah’a sallallâhu aleyhi ve sellem geldiklerinde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (onları karşılamak üzere) kalktı. Onlar, mallarının ve esirlerinin kendilerine geri verilmesini istediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara şöyle buyurdu: 'Yanımda gördüğünüz kimseler var (ganimetler paylaştırıldı, hak sahipleri var). Sözün en sevimlisi bana en doğru olanıdır. (Esirler veya maldan ibaret olan) iki gruptan birini seçin: Ya esirleri (isteyin) ya da malı. Ben sizin için (paylaştırmayı) geciktirmiştim.' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tâif’ten döndüğünde onlar için on küsur gece beklemişti. Resûlullah’ın sallallâhu aleyhi ve sellem onlara, iki gruptan (esirler veya maldan) sadece birini geri vereceği kesinleşince, "Biz esirlerimizi (geri almayı) seçiyoruz," dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Müslümanların arasında ayağa kalktı. Allah’a layık olduğu şekilde hamd-ü senâ ettikten sonra şöyle buyurdu: 'Şimdi sadede gelelim; kardeşleriniz tövbe etmiş (Müslüman olmuş) olarak bize geldiler. Ben onlara esirlerini geri vermeyi uygun gördüm. Sizden kim bunu gönül rızasıyla yapmak (hakkından vazgeçmek) isterse yapsın. Kim de, Allah’ın bize vereceği ilk ganimetten (bedelini) kendisine ödememiz şartıyla hissesinin elinde kalmasını isterse (böyle) yapsın.' İnsanlar: 'Bunu gönül rızasıyla (kabul edip esirleri serbest bırakıyoruz) ey Allah’ın Resûlü!' dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İçinizden kimin buna izin verdiğini, kimin vermediğini bilemiyoruz. Onun için geri dönün de temsilcileriniz (arifleriniz) bize (görüşünüzü) bildirsin,' buyurdu. İnsanlar geri döndüler. Temsilcileri onlarla konuştu. Sonra Resûlullah’a sallallâhu aleyhi ve sellem dönüp onların (gönül rızasıyla) kabul ve izin verdiklerini haber verdiler." (Zührî dedi ki): Hevâzin esirleri hakkında bana ulaşan (haber) budur.