4321. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَامَ حُنَيْنٍ، فَلَمَّا الْتَقَيْنَا كَانَتْ لِلْمُسْلِمِينَ جَوْلَةٌ، فَرَأَيْتُ رَجُلاً مِنَ الْمُشْرِكِينَ، قَدْ عَلاَ رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ، فَضَرَبْتُهُ مِنْ وَرَائِهِ عَلَى حَبْلِ عَاتِقِهِ بِالسَّيْفِ، فَقَطَعْتُ الدِّرْعَ، وَأَقْبَلَ عَلَىَّ فَضَمَّنِي ضَمَّةً وَجَدْتُ مِنْهَا رِيحَ الْمَوْتِ، ثُمَّ أَدْرَكَهُ الْمَوْتُ فَأَرْسَلَنِي، فَلَحِقْتُ عُمَرَ فَقُلْتُ مَا بَالُ النَّاسِ قَالَ أَمْرُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ. ثُمَّ رَجَعُوا وَجَلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَنْ قَتَلَ قَتِيلاً لَهُ عَلَيْهِ بَيِّنَةٌ فَلَهُ سَلَبُهُ ". فَقُلْتُ مَنْ يَشْهَدُ لِي ثُمَّ جَلَسْتُ ـ قَالَ ـ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ فَقُمْتُ فَقُلْتُ مَنْ يَشْهَدُ لِي ثُمَّ جَلَسْتُ قَالَ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ، فَقُمْتُ فَقَالَ " مَالَكَ يَا أَبَا قَتَادَةَ ". فَأَخْبَرْتُهُ. فَقَالَ رَجُلٌ صَدَقَ وَسَلَبُهُ عِنْدِي، فَأَرْضِهِ مِنِّي. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لاَهَا اللَّهِ، إِذًا لاَ يَعْمِدُ إِلَى أَسَدٍ مِنْ أُسْدِ اللَّهِ يُقَاتِلُ عَنِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم فَيُعْطِيَكَ سَلَبَهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " صَدَقَ فَأَعْطِهِ ". فَأَعْطَانِيهِ فَابْتَعْتُ بِهِ مَخْرَفًا فِي بَنِي سَلِمَةَ، فَإِنَّهُ لأَوَّلُ مَالٍ تَأَثَّلْتُهُ فِي الإِسْلاَمِ.
Bize Abdullah b. Yûsuf anlattı, bize Mâlik haber verdi, o Yahyâ b. Saîd’den, o Ömer b. Kesîr b. Efleh’ten, o Ebû Katâde’nin azatlısı Ebû Muhammed’den, o Ebû Katâde’den [nakletti]. (Ebû Katâde) dedi ki: "Huneyn yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte sefere çıktık. (Düşmanla) karşılaştığımızda Müslümanlarda bir bozgun (geri çekilme) yaşandı. O sırada müşriklerden bir adamın, Müslümanlardan bir adamın üzerine çıktığını (onu altına aldığını) gördüm. Arkasından yaklaşıp kılıçla omzunun üzerine (boyun köküne) vurdum ve zırhı parçaladım. Bunun üzerine (adam) bana döndü ve beni öyle bir sıktı ki, onda ölüm kokusunu duydum. Sonra ölüm onu yakaladı da beni bıraktı. (O kargaşada) Ömer’e yetiştim ve: 'İnsanların hali ne (böyle)?' dedim. 'Allah’ın emri (takdiri),' dedi. Sonra (insanlar) geri döndüler (toparlandılar). Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem oturdu ve: 'Kim bir (düşman) öldürür ve buna dair delili olursa, (öldürdüğü kişinin üzerindeki) eşyalar (seleb) onundur,' buyurdu. Ben de: 'Benim için kim şahitlik eder?' dedim, sonra oturdum. Sonra Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem (sözünü) aynen tekrarladı. Ben yine kalktım, 'Benim için kim şahitlik eder?' dedim, sonra oturdum. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem (sözünü) aynen tekrarladı. Tekrar kalktığımda (Resûlullah): 'Neyin var ey Ebû Katâde?' dedi. Ben de ona durumu anlattım. Bir adam: 'Doğru söyledi. Onun (öldürdüğü adamın) eşyaları benim yanımdadır. Onu benden razı et (ona bedelini ver de eşyalar bende kalsın),' dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir: 'Hayır, vallahi (olmaz)! Allah ve Resûlü uğrunda savaşan Allah’ın aslanlarından bir aslanı bırakıp da onun (hakkı olan) eşyaları sana vermez,' dedi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem de: '(Ebû Bekir) doğru söyledi, onu kendisine ver,' buyurdu. (Adam) eşyaları bana verdi. Ben de onları sattım ve Benî Selime yurdunda bir bahçe(lik) satın aldım. İşte İslâm’da edindiğim ilk mal (mülk) budur."