4692. Hadis
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ هَيْتَ لَكَ قَالَ وَإِنَّمَا نَقْرَؤُهَا كَمَا عُلِّمْنَاهَا {مَثْوَاهُ} مُقَامُهُ {أَلْفَيَا} وَجَدَا {أَلْفَوْا آبَاءَهُمْ} {أَلْفَيْنَا} وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ {بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ}
Bana Ahmed bin Saîd tahdis etti, bize Bişr bin Ömer tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, o Süleyman'dan, o Ebu Vâil'den, o da Abdullah bin Mes'ud'dan radıyallahu anh (şöyle dediğini nakletti): “‘Heyte lek’ (Gelsene bana!) (kelimesini) biz ancak bize öğretildiği gibi okuyoruz.” (Buhari dedi ki): ‘Mesvâhu’ (Yusuf, 21); ‘onun kalacağı yer / makamı’ (demektir). ‘Elfeyâ’ (Yusuf, 25); ‘buldular’ (demektir). ‘Elfev âbâehum’ (Babalarını buldular) (es-Saffât, 69) ve ‘elfeynâ’ (bulduk) (el-Bakara, 170) (kelimeleri de aynı köktendir). Ve İbn Mes'ud'dan (naklen, Saffât Suresi 12. ayet): ‘Bel acibte ve yesharûn’ (Doğrusu sen şaşırdın, onlar ise alay ediyorlar) (şeklinde ‘t’ harfinin fethasıyla okuduğu rivayet edilmiştir).