4780. Hadis
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى أَعْدَدْتُ لِعِبَادِي الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ، وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ، وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ، ذُخْرًا، بَلْهَ مَا أُطْلِعْتُمْ عَلَيْهِ ". ثُمَّ قَرَأَ {فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ}
Bize İshak bin Nasr tahdis etti, bize Ebu Usâme, el-A'meş'ten haber verdi, bize Ebu Sâlih, Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan [naklen] tahdis etti; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teala şöyle buyurur: ‘Salih kullarım için; hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbinin hayal bile edemediği nimetleri [ahiret için] bir azık (zuhren) olarak hazırladım. Sizin için [dünyada] açığa çıkarılan [bilgilendirilen] nimetleri bir kenara bırakın [cennettekiler bambaşkadır].’” Sonra şu ayeti okudu: “Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar [göz aydınlıkları] saklandığını hiç kimse bilemez” (Secde, 17).