5065. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ فَلَقِيَهُ عُثْمَانُ بِمِنًى فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ إِنَّ لِي إِلَيْكَ حَاجَةً. فَخَلَيَا فَقَالَ عُثْمَانُ هَلْ لَكَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ فِي أَنْ نُزَوِّجَكَ بِكْرًا، تُذَكِّرُكَ مَا كُنْتَ تَعْهَدُ، فَلَمَّا رَأَى عَبْدُ اللَّهِ أَنْ لَيْسَ لَهُ حَاجَةٌ إِلَى هَذَا أَشَارَ إِلَىَّ فَقَالَ يَا عَلْقَمَةُ، فَانْتَهَيْتُ إِلَيْهِ وَهْوَ يَقُولُ أَمَا لَئِنْ قُلْتَ ذَلِكَ لَقَدْ قَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ، وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ ".
Bize Ömer bin Hafs tahdis etti, bize babam tahdis etti, bize A'meş tahdis etti, [o] dedi ki: Bana İbrahim tahdis etti, Alkame'den [naklen] dedi ki: Abdullah bin Mesud ile beraberdik. Osman [radıyallahu anh] Mina'da onunla karşılaştı ve: “Ey Ebu Abdurrahman! Sana bir ihtiyacım (arzım) var” dedi. Bir kenara çekilip baş başa kaldılar. Osman: “Ey Ebu Abdurrahman! Seni, sana [geçmişteki gençlik] halini hatırlatacak bakire bir kızla evlendirelim mi?” dedi. Abdullah, buna [şahsen] bir ihtiyacı olmadığını görünce [yanına çağırmak için] bana işaret etti ve: “Ey Alkame!” dedi. Yanına vardığımda [Osman'a] şöyle diyordu: “Fakat sen böyle diyorsan (evlenmeyi tavsiye ediyorsan), şüphesiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurmuştu: ‘Ey gençler topluluğu! İçinizden evlenmeye gücü yetenler (maddi ve bedeni imkanı olanlar) evlensin. Çünkü evlilik, gözü (harama karşı) daha çok yumdurur ve iffeti daha çok korur. Kim de [evlenmeye] güç yetiremezse oruca sarılsın; zira oruç onun için (şehveti kıran) bir kalkandır.’”