5259. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُوَيْمِرًا الْعَجْلاَنِيَّ جَاءَ إِلَى عَاصِمِ بْنِ عَدِيٍّ الأَنْصَارِيِّ، فَقَالَ لَهُ يَا عَاصِمُ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ، أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ سَلْ لِي يَا عَاصِمُ عَنْ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَ عَاصِمٌ عَنْ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ وَعَابَهَا حَتَّى كَبُرَ عَلَى عَاصِمٍ مَا سَمِعَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَجَعَ عَاصِمٌ إِلَى أَهْلِهِ جَاءَ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ يَا عَاصِمُ مَاذَا قَالَ لَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عَاصِمٌ لَمْ تَأْتِنِي بِخَيْرٍ، قَدْ كَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسْأَلَةَ الَّتِي سَأَلْتُهُ عَنْهَا. قَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لاَ أَنْتَهِي حَتَّى أَسْأَلَهُ عَنْهَا فَأَقْبَلَ عُوَيْمِرٌ حَتَّى أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَطَ النَّاسِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ، أَمْ كَيْفَ يَفْعَلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ فِيكَ وَفِي صَاحِبَتِكَ فَاذْهَبْ فَأْتِ بِهَا ". قَالَ سَهْلٌ فَتَلاَعَنَا وَأَنَا مَعَ النَّاسِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا فَرَغَا قَالَ عُوَيْمِرٌ كَذَبْتُ عَلَيْهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنْ أَمْسَكْتُهَا، فَطَلَّقَهَا ثَلاَثًا قَبْلَ أَنْ يَأْمُرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَكَانَتْ تِلْكَ سُنَّةُ الْمُتَلاَعِنَيْنِ.
Bize Abdullah bin Yusuf tahdis etti, [o] bize Mâlik haber verdi, [o] İbn Şihâb'dan; [ona göre] Sehl bin Sa'd es-Sâidî kendisine şöyle haber vermiştir: Uveymir el-Aclânî, Âsım bin Adiy el-Ensârî'ye gelerek ona şöyle dedi: “Ey Âsım! Ne dersin, bir adam karısının yanında bir adam bulsa, onu öldürürse siz de onu öldürür müsünüz? Yoksa ne yapar? Ey Âsım! Benim için bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sor.” Âsım bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu sorulardan hoşlanmadı ve ayıpladı. Öyle ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittikleri Âsım'a ağır geldi. Âsım ailesine dönünce Uveymir geldi ve “Ey Âsım! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana ne dedi?” diye sordu. Âsım ona: “Bana hayırlı bir haber getirmedin. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine sorduğum meseleden hoşlanmadı” dedi. Uveymir: “Vallahi bunu kendisine sormadan bırakmam” dedi. Uveymir [gitti ve] insanlar arasındayken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. “Ey Allah'ın Resûlü! Ne buyurusunuz, bir adam karısının yanında bir adam bulsa, onu öldürürse siz de onu öldürür müsünüz? Yoksa ne yapar?” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah senin ve karın hakkında [vahiy] indirdi. Git onu getir” buyurdu. Sehl dedi ki: Ben de insanların arasındayken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda lânetleştiler. [Lânetleşmeyi] bitirdiklerinde Uveymir: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer onu tutarsam ona iftira atmış olurum” dedi ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine emretmeden önce onu üç talâkla boşadı. İbn Şihâb dedi ki: İşte lânetleşenlerin sünneti (hükmü) böyle oldu.