5361. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَكَمُ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، أَنَّ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَشْكُو إِلَيْهِ مَا تَلْقَى فِي يَدِهَا مِنَ الرَّحَى، وَبَلَغَهَا أَنَّهُ جَاءَهُ رَقِيقٌ فَلَمْ تُصَادِفْهُ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِعَائِشَةَ، فَلَمَّا جَاءَ أَخْبَرَتْهُ عَائِشَةُ ـ قَالَ ـ فَجَاءَنَا وَقَدْ أَخَذْنَا مَضَاجِعَنَا، فَذَهَبْنَا نَقُومُ فَقَالَ " عَلَى مَكَانِكُمَا ". فَجَاءَ فَقَعَدَ بَيْنِي وَبَيْنَهَا حَتَّى وَجَدْتُ بَرْدَ قَدَمَيْهِ عَلَى بَطْنِي فَقَالَ " أَلاَ أَدُلُّكُمَا عَلَى خَيْرٍ مِمَّا سَأَلْتُمَا، إِذَا أَخَذْتُمَا مَضَاجِعَكُمَا ـ أَوْ أَوَيْتُمَا إِلَى فِرَاشِكُمَا ـ فَسَبِّحَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَاحْمَدَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَكَبِّرَا أَرْبَعًا وَثَلاَثِينَ، فَهْوَ خَيْرٌ لَكُمَا مِنْ خَادِمٍ ".
Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahyâ tahdis etti, Şu'be'den, [o] dedi ki: Bana Hakem tahdis etti, [o] İbn Ebî Leylâ'dan, bize Ali [radıyallahu anh] tahdis etti (ki); Fâtıma [radıyallahu anhâ], el değirmeninden (dolayı) elinde (meydana gelen acıdan) çektiği sıkıntıyı şikâyet etmek üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Ona (Nebi'ye bir grup) köle geldiği (haberi) kendisine ulaşmıştı. Ancak onu (evde) bulamadı ve bunu Âişe'ye zikretti. (Nebi) geldiğinde, Âişe ona haber vermiş. (Ali) dedi ki: Biz yataklarımıza girmişken (Nebi) bize geldi. Kalkmaya davrandık, (Nebi): “Yerinizde kalın” buyurdu. Geldi ve benimle onun (Fâtıma'nın) arasına oturdu; hatta ayaklarının serinliğini karnımda hissettim. Şöyle buyurdu: “İkinize, benden istediğinizden daha hayırlı olan bir şeye delalet edeyim mi (yol göstereyim mi)? Yataklarınıza girdiğinizde —yahut döşeklerinize çekildiğinizde— otuz üç (defa) tesbih edin (Sübhânallah deyin), otuz üç (defa) hamdedin (Elhamdülillah deyin) ve otuz dört (defa) tekbir getirin (Allahuekber deyin). Bu, sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır.”