339. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي الْحَكَمُ، عَنْ ذَرٍّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ عَمَّارٌ بِهَذَا، وَضَرَبَ شُعْبَةُ بِيَدَيْهِ الأَرْضَ، ثُمَّ أَدْنَاهُمَا مِنْ فِيهِ، ثُمَّ مَسَحَ وَجْهَهُ وَكَفَّيْهِ. وَقَالَ النَّضْرُ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ عَنِ الْحَكَمِ قَالَ سَمِعْتُ ذَرًّا يَقُولُ عَنِ ابْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبْزَى قَالَ الْحَكَمُ وَقَدْ سَمِعْتُهُ مِنِ ابْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِيهِ قَالَ قَالَ عَمَّارٌ.
Haccâc bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize haber verdi, dedi ki: Hakem bana haber verdi; Zer’den, Said b. Abdurrahman b. Ebzâ’dan, o da babasından [naklen] dedi ki: Ammâr (olayı) bu (önceki) şekilde (anlattı). (Ravi) Şu’be (konuyu anlatırken) ellerini yere vurdu, sonra onları ağzına yaklaştırıp (üfledi), ardından yüzünü ve ellerini (avuçlarını) meshetti. النضر (Nadr) dedi ki: Şu’be bize Hakem’den haber verdi, (Hakem) dedi ki: Zer’i, İbn Abdurrahman b. Ebzâ’dan (şöyle rivayet ederken) işittim. Hakem (devamla) dedi ki: Ben bunu İbn Abdurrahman’dan, o babasından, Ammâr’ın (şöyle) dediğini bizzat işittim.