5676. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ دَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَرِيضٌ فَتَوَضَّأَ فَصَبَّ عَلَىَّ أَوْ قَالَ صُبُّوا عَلَيْهِ فَعَقَلْتُ فَقُلْتُ لاَ يَرِثُنِي إِلاَّ كَلاَلَةٌ، فَكَيْفَ الْمِيرَاثُ فَنَزَلَتْ آيَةُ الْفَرَائِضِ.
Bize Muhammed bin Beşşâr tahdis etti, bize Gunder tahdis etti, bize Şu'be tahdis etti, Muhammed bin el-Münkedir'den; dedi ki: Câbir bin Abdullah radıyallahu anhuma'yı şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ben hasta iken yanıma girdi ve abdest aldı. Sonra (abdest suyunu) üzerime döktü -veya 'üzerine dökün' dedi-. Bunun üzerine ayıldım ve: "Bana kelâleden başka kimse mirasçı olmuyor. Miras (taksimi) nasıldır?" dedim. Bunun üzerine feraiz (miras) ayeti nazil oldu.