535. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْمُهَاجِرِ أَبِي الْحَسَنِ، سَمِعَ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ أَذَّنَ مُؤَذِّنُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فَقَالَ " أَبْرِدْ أَبْرِدْ ـ أَوْ قَالَ ـ انْتَظِرِ انْتَظِرْ ". وَقَالَ " شِدَّةُ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ، فَإِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ ". حَتَّى رَأَيْنَا فَىْءَ التُّلُولِ.
İbn Beşşâr bize tahdis etti, dedi ki: Gunder bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Muhâcir Ebü’l-Hasen’den, Zeyd b. Vehb’den işiterek, o da Ebû Zer’den [naklen] (şöyle demiştir): “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in müezzini öğle namazı için ezan okudu. Bunun üzerine Efendimiz: ‘Serinleyinceye kadar bekle, serinleyinceye kadar bekle (abrid abrid)’ —veya ‘Bekle, bekle (intazir intazir)’— buyurdu ve şöyle dedi: ‘Sıcaklığın şiddeti, cehennemin hararetindendir (feyh). Bu yüzden sıcak şiddetlendiği zaman namazı serinlik vaktine bırakın.’ (Biz o kadar bekledik ki) nihayet tepelerin gölgelerini (fey’) gördük.”