559. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّجَاشِيِّ، صُهَيْبٌ مَوْلَى رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ سَمِعْتُ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، يَقُولُ كُنَّا نُصَلِّي الْمَغْرِبَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَيَنْصَرِفُ أَحَدُنَا وَإِنَّهُ لَيُبْصِرُ مَوَاقِعَ نَبْلِهِ.
Muhammed b. Mihrân bize tahdis etti, dedi ki: Velîd bize tahdis etti, dedi ki: Evzâ’î bize tahdis etti, dedi ki: Ebü’n-Neccâşî (Râfi’ b. Hadîc’in azatlısı Suheyb) bize tahdis etti; Râfi’ b. Hadîc’den [naklederek] şöyle işittiğini bildirdi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte akşam namazını kılardık; (namaz bittikten sonra) birimiz (mescitten) ayrıldığında, (attığı) okların düştüğü yerleri (mevâki’ nablihî) görebilecek kadar (ortalık henüz aydınlık olurdu).”